“Kurancılık Akımı” Nereye Varacak?

Kurancılık, “Kuran’a Sünnet’i eklemenin yanlış olduğu mesajı” olarak özetleniyorsa bu –her kimseler– Kurancıların başarısızlığıdır. Çünkü Yalnızca Kuran düşüncesi ancak ve ancak Kuran’a hiç bir şeyin eklenemeyeceği mesajını iletebilirse başarılı olabilir. E. Yüksel başta olmak üzere çoğulcu, hoşgörülü, barışsever, eşitlikçi, tarihselci İslam sürümleri yayınlamaya çalışanların “reformculuğunu” eleştirirken de bunu söylüyorum. Çünkü onlar Kuran’a şu kitabı değil, öbür kitabı ekliyorlar. Varılan yer yine aynı. Caner Taslaman ve arkadaşlarının yazdıklarını düşündüğüm “Uydurulan Din Kuran’daki Din” kitabını ilk çıktığında pek çok kişiye tavsiye etmiştim. Yavaş yavaş fark ettim ki bu ve benzeri yayınlar Kuran’ın çok önemli bir yanını, toplumsallığını atlıyor. Bu açığı kapatan kılavuz benzeri özlü bir kitaba rastlamadım ama bu mesajın verilmemesi bize çok pahalıya patlayacak. Kuran’a kişisel gelişim kitabı muamelesi yapanların “Kurancı İslam” mesajı verdikleri gibi çok yanlış bir algı oluşuyor. Oysa bunlar Kuran’a tıpkı hadis gibi, onun tersini öğreten, onla çelişen şeyleri ekleyerek ondan eksiltiyor, onun mesajını gideriyor, onu etkisiz elemana çeviriyorlar. Bilerek veya bilmeyerek; sonuç değişmiyor. Okumaya devam et

Neyin Reformu?

Edip Yüksel, karşısına aldığı ve aralarında dinlediklerimin, okuduklarımın da olduğu yirmi kişiyle “İslam’da reform” konulu internet söyleşilerinin ilkini yaptı (/watch?v=GIVXxffFBYc). Yine ahmaklık edip dinleme hatasında bulundum. Çektiğim acıyı hafifletmek için yazmam gerekti.

Okumaya devam et

Edip Yüksel’e ve Mustafa İslamoğlu’na Göre Aile

/watch?v=dn4v34YDCxY (başına Youtube ekleyin). Kitaplarını okuduğum iki yazar… İkisinin de ürünleri için Allah’a şükür olsun. Meyveyi çekirdeğiyle, çöpüyle birlikte yutmak zorunda olmadığını (39:18) çok şükür anlamış birisi olarak eğriye eğri, doğruya doğru demeye çalışıyorum. Bu söyleşiyi acı çekerek dinledim. Çünkü yazarlar aile konusunda eğri ideoloji ve fikirleri benimsemişler. Hiç hesapta olmayan bu yazıyı acımı hafifletmek için yazıyorum. Aile konusu dışında yaptıkları birkaç küçük hataya değinmeyeceğim. Okumaya devam et

“Türkçe Namaz Olmaz”cılar

Salgın gerekçesiyle camilerde cemaatle namaz kıldırılmaması ve umrenin kapatılması aslında insanların dinsel törenlerle ilgili düşünmeye başlamaları için iyi bir vesile idi. Cemaatle namaz kılabilmek için kimsenin bedenini camiye taşıması gerekmediğini, zorunlu durumlarda televizyon, radyo, görüntülü veya sesli cep telefonu bağlantısıyla da cemaate girebileceğini fark eden kaç kişi çıktı, bilmiyorum.

Mescitte yan yana durmanın bir işlevi, mantıksal bir nedeninin olması gerektiğini, her toplantı gibi bunun da bir toplantı olduğunu anlayan oldu mu, bilmiyorum. Okumaya devam et