Kitap Eleştirisi: “The Myth Of Religious Violence” (Dinsel Şiddet Miti) – William T. Cavanaugh

Bu kitap öyle bir niyetle yazılmış olmasa bile, yüzlerce sayfa tarih, din ve felsefe kitabından alacağınızı size hızlıca veren o ender kitaplardan biri. Üç yıl önce okuduğum bu kitabın değerini ve önemini vurgulamaktan acizim. Din Nedir  yazısında taradığım kaynakların bir bölümüne bu kitaptaki göndermelerden ulaşmıştım. Okumaya devam et

Reklamlar

Kitap Eleştirisi: Bir Başka Din: Tasavvuf – Cemre Demirel

“İkiz kule saldırılarından beri Müslümanlara potansiyel terörist gözüyle bakılan Amerika’da, bu Mevlana nasıl bu kadar popüler olabildi sanıyorsun?”

Yolum düştüğünde uğradığım kitapçının “din” reyonu büyüdü, çünkü sonradan yanına ayrı bir “tasavvuf” bölümü eklediler. Çünkü tasavvuf kitaplarının sayısı son yıllarda patladı. Atatürkçülük ve bilimsel düşünce, özgürlük gibi batı uygarlığının yücelttiği kavramlar ve değerler gözden düştükçe tasavvuf ve hurafe göze girdi. Türkler kavramları birbirine o denli karıştırdılar ki, aslında şu son yazdığım cümle aynı zamanda hem bütünüyle yanlış, hem de doğru. Öyleyse kavram bulanıklığına meydan vermemek için yerlerinden kaydırılmamış sözcüklerle anlatayım. Okumaya devam et

Kitap Eleştirisi: Bir Müslüman Evrimci Olabilir Mi? – Caner Taslaman

taslaman_evrimciTaslaman, soyunun tükenme eşiğinde olduğunu düşündüğüm düşünen Müslümanların son örneklerinden. Bir dahi olduğunu düşünmüyorum elbette. Ama okuduğum kadarıyla kalıplara sıkışmışlık belirtisi göstermiyor. Bir düşünce kampına ait olma zorunluluğu duymuyor. Ve anladığım kadarıyla modernizm ve gelenekselci bağnazlık kutupları arasında bir seçim yapmak zorunda olmadığının bilincinde. Okumaya devam et

Kitap Eleştirisi: Deizm (Tanrı’dan Başka İnsanüstü Tanımayan İnanç)

Bu kitap Öztürk’ün benim “düş kırıklığı dönemi” dediğim son birkaç yıllık döneminde yayınlandı. Düş kırıklığı, çünkü çağrısının karşılık bulmadığını görerek kendi sorularına yeni yanıtlar aradı. Kimi zevzek Öztürk’ün giderayak deist (Yaradancı) olduğunu, birkaç yıl daha yaşasa idi ateist olacağını ve doğru yolu bulacağını şakayla karışık söyleyerek sözümona adamı gözden düşürmeye çalışıyor. İşte size gelenekçi yobazlarla tanrıtanımazların bir ortak yönü daha: YNÖ çekemezliği. Öztürk, kendisini okumadan ileri geri görüş bildirenlerin öne sürdükleri gibi Yaradancılığa çağırmıyor. Ancak bunu Müslüman olamayan veya Kuran’ın ışığından pay alamayanlar için, dinsel sömürüden korunulabilecek bir güvenli mevzi olarak öneriyor. Okumaya devam et

Kitap Eleştirisi: İslam Nasıl Yozlaştırıldı

Yaşar Nuri Öztürk bu sayfalarda ancak şükran ve saygıyla anılacak. Yeri geldiğinde fikirleri çatır çatır eleştirilecek. Çünkü boş sözle işi olmayanlar için eleştiri bir ancak bir üretkenlik kanalı olabilir. Kişi saygı duyduğu şeyi eleştirir, bu şükretmenin yollarından biridir. Bilgi bolluğuna koşut bilgi kirliliği ile tanımlanabilecek günümüzde eleştiri de hak edilmesi gereken bir nimettir. Ve bundan dolayı eleştiriye saygı duyulmalıdır. Öztürk Kuran’la hiç ilgilenmediğim yıllarda, dinsel söylemin derininde bir şeylerin çok ters gittiğinden kuşkulanmamı sağlamıştı. Yıllar sonra Kuran’ı okuduğumda anladım ki Öztürk’ün yalancılara, uydurukçulara, komploculara sövüp sayması azmış bile. Okumaya devam et

Kitap Eleştirisi: Üç Muhammed

Üç Muhammed ve Yahudileşme Temayülü, Mustafa İslamoğlu’nun dikkatimi çeken ve okumaya değer bulduğum iki kitabı. Üç Muhammed’de birinci bölüm “Aşırı Yüceltmeci” yaklaşımı, ikinci bölüm “İndirgemeci” yaklaşımı tartışıyor. Bu ikisini tasavvur sayıp gerçek Muhammed’i üçüncü bölümde sunuyor. Bu blogu sinirleriniz harap olmadan okuyabiliyorsanız birinci bölümü atlayabilirsiniz. Gelenekçi-ezberci yaklaşımın aşırı yüceltici Muhammed sanrısını eksiksiz olmasa da düzgünce eleştiriyor, birinci bölümde konuya aşina olanlar için yeni bir bilgi yok. Ben ikinci bölümdeki yorumlar ve savlar üzerinde duracağım. Okumaya devam et

Kitap Eleştirisi: Dil ve Din – Cengiz Özakıncı

otopsi_dil_ve_din2_tn“Aydınlanma, insanları bir anda sevgisiz, yıkıcı, acımasız, yabanıl sürülere dönüştürebilen usdışı, bilimdışı, gerçekdışı, karanlık boş inançların tutsaklığından kurtarıp, gerçeğin ışığında yürüyen, özgür, bağımsız, eleştirel düşünceli, barışçıl, iyicil, sevecen bireylere dönüştürme çabasıdır. Binlerce yılda yığınların beynine işlenen boşinanlar, öyle inatçı, öyle direngendir ki, bunların kısa süreli çabalarla toplumsal bellekten kazınması olanaksızdır. Dinsel Aydınlanmayı uzun soluklu bir devrim ve çilelerle dolu bir süreç olarak kavramamız gerekiyor.” Okumaya devam et