Hadislerin Yahudi ve Hristiyan Kökeni

Hadis ve Sünnet kültürünün asıl kaynağını sorgulamaya ve keşfetmeye buradan başlamanızı öneririm. Bilgimiz, inancımız, tartışmalarımız, yaşamımız kanıt ve belge üzerine olsun. Kitapçığı yazdırmaya hazır .pdf dosyası olarak şuradan indirebilirsiniz:

hyk-kapak

***

Tanımlar: Kitabı Mukaddes ve Talmud

Kitabı Mukaddes Tanrı’nın elçileri aracılığıyla ilettiği sözlerini içerdiği öne sürülen bir kitap derlemesidir. Hristiyanlığın kutsal kitabıdır ve iki ana bölümden oluşur. Eski Ahit (Ahdi Atik /Eski Anlaşma) ve Yeni Ahit (Ahdi Cedit /Yeni Anlaşma). Eski Ahit’in bütününe Tanak adı verirler ve Yeni Ahit’in Tanrı sözü olmadığını öne sürerler. Eski Ahit’in Musa’ya verildiğine inanılan ilk beş bölümüne Tevrat (Tora /yasa) denir. Ezici çoğunluğu oluşturan Rabbani Yahudilik anlayışında bu yazılı Tevrat’tan ayrı olarak bir de sözlü Tevrat vardır. Bunun içeriğini de Talmud ve öbür insan yazması kitaplar oluşturur. Talmud 63 kitaptan oluşan ve on bin sayfayı bulan dev bir derlemedir. Yasaları belirleyen Mişna’lardan ve bunların yorumları olan Gemara’lardan oluşur. Talmud, Kitabı Mukaddes’in bir parçası değildir.

Yeni Ahit ise Kitabı Mukaddes’in Eski Ahit dışında kalan ve İsa’dan sonra yazılan bölümüdür. Yalnızca İsa’nın sözleri olduğu öne sürülen ilk dört kitaba (Markos, Matta, Luka, Yuhanna) İncil denir. Hem Eski hem de Yeni Ahit’in içeriğindeki kitap dizisi mezhebe göre küçük değişiklikler gösterir. Yahudiler Yeni Ahit’e inanmazlar. Ancak Hristiyanlar Eski Ahit’e de inanırlar.

Kitabı Mukaddes


Eski Ahit (Tanak):

Yeni Ahit:
Tevrat: Yaratılış, Çıkış, Levililer, Sayılar, Tesniye İnciller: Matta, Markos, Luka, Yuhanna
Elçilerin Kitapları (Neviim) Havarilerin Yazmaları: Elçilerin İşleri, Mektuplar, Vahiy
Öteki Yazmalar (Ketuvim)

 

Bu çalışmada Kitabı Mukaddes alıntıları Türkiye Protestan kiliselerinde kullanılan çeviriden yapılmıştır. Talmud alıntıları İngilizce “Soncino çevirisi”nden yapılarak tarafımdan Türkçeye çevrilmiştir. İngilizce çeviriye halakhah.com adresinden ulaşılabilir. Talmud’un bütün bir Türkçe çevirisi bulunmamaktadır. Kuran alıntıları Yaşar Nuri Öztürk’ün çevirisinden yapılmıştır. Köşeli parantez içindekiler benim açıklamalarımdır. Alıntıların olabildiğince kısa tutulabilmesi için yapılan bu açıklamalar öznel yorumlar değil, bağlamda ve metnin orijinalinde var olan açık bilgilerdir. Hadis kitaplarında hadisin yerini belirten numaralandırma veya ilgili bölümün başlığı, aktaran kaynağa göre değişiklik gösterebilir. Kimi hadis metni uzun olduğu için alıntılanmamıştır. Bu metinlere pek çok hadis sitesinden ulaşmak olanaklıdır.

Kuran, hadis, Kitabı Mukaddes ve Talmud’dan yapılan alıntıların orijinal metinlere başvurarak doğrulanması özellikle önerilir. Bu yolla, bu çalışmada sergilenenler okurun birinci elden tanık olduğu somut, kesin gerçeklere dönüşecektir. Bu çalışma her türlü eleştiriye ve yazar her türlü tartışmaya açıktır.

 

“Tek bir din bilen, hiçbir dini bilmez.”
– Max Müller (oryantalist, karşılaştırmalı dinler disiplini kurucularından)


I
Giriş

İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik arasındaki benzerliklere dikkat çekildiğinde, bu özellikle eleştirel yolla yapıldığında mezhepçi din adamlarının, ilahiyatçıların ve din satıcılarının bize bunun normal olduğunu, bu üçünün de tektanrıcı, vahiy kaynaklı “İbrahimî” dinler olduğunu söylediklerine tanık oluyoruz. Oysa gerçek böyle değildir. Bu üçünün çıkış noktalarından başka ortak yönleri yoktur. Müslümanların dinleri komploya kurban gitmiş ve bozulmuştur.

Kuran’a sünneti ekleme, yani vahiy kitabına insan yazması kitapları ekleme fikrinin kaynağı geleneksel, kurumsal Yahudi inancıdır. Hadislerin azımsanamayacak bir bölümü Kitabı Mukaddes veya Yahudilerin “sözlü Tevrat” dedikleri Talmud’dan kopyalanmıştır. Talmud tıpkı hadis gibi önceleri sözlü olarak aktarılan insan yapısı dinsel bilgilerin yazıya geçirilmiş halidir. Talmud’un yazılmasıyla o güne dek sözlü olarak aktarılan Mişna’lar (Musa’nın hadisleri) yazıya geçirilmiştir. Gemara ise o günün başhahamlarının Mişna’yla ilgili yorumları ve içtihatlarıdır. Mişna konularına göre ayrılmış altı kitaptan oluşur. Konu başlıkları hadis kitaplarının ve klasik dönem fıkıh kitaplarının bölüm başlıklarına benzer. Baskın anlayış olan Rabbani Yahudiliğe göre Tevrat’ı anlamak için önce Gemara’yı, Sonra Mişna’yı anlamak gerekir. Tıpkı mezhepçi, nakilci öğretide Kuran’ı anlamak için önce fıkıh ve hadis öğrenmek, büyük imamların içtihatlarını okumak gerektiği gibi.

Babil Talmudu V. yüzyılda, Kudüs Talmudu IV. yüzyılda yani Kuran’dan çok önce kitaplaştırılmıştır. Talmudlar yirmi bin kitap sayfasını bulan hacimle herkesçe okunabilir olmaktan uzaktır. Bu özelliğiyle ona çalışıp öğretisini sıradan kişilere aktaracak bir din adamı sınıfının varlığına bahane oluşturur. Aynı durum Kuran’a eş koşulan on binlerce sayfalık sünnet kaynakları için geçerlidir. Hahamların kurumsal öğretilerini oluşturan Talmud (ve Midraş, Targum, Zohar gibi öbür kitaplar), günümüze ulaşan durumlarıyla Eski Ahit’in olası anlamlarını tek ve yoz bir anlama, hahamlar panteonunun, yanılmaz ataların anladıkları anlama hapsetmiştir. Tıpkı Sünnet öğretisinin, Kuran’ın anlamını ancak seçkin din adamlarının yorumlayabileceği dar bir alanda kalmak üzere sabitlediği gibi.

Gelenekçi ve mezhepçi İslam öğretisinin Kuran’dan gerçekleştirdiği sapma, kurumsal Yahudiliğin ve Hristiyanlığın vahiyden gösterdiği sapmayla karşılaştırıldığında hafif kalmaktadır. Ne var ki, Müslüman toplum gerçekleşmiş olan bu yozlaşmayı iyice anlayıp Kuran’a bakışını gözden geçirmek durumundadır. Kitaplıların Müslümanları dinlerinden saptırma niyetleri bir varsayım veya kuram değil, yaşayan bir olgudur. Amaçlarına kesinlikle ulaşamadıklarını söyleyebilmek ne yazık ki olanaklı değildir. Elçi, Kuran’da toplumunun Kuran’ı dışlamasından yakınır (25:30, karşılaştırınız; Eski Ahit, Tesniye 31).

Gelenekçi ve nakilci İslam anlayışı ile Yahudi dini arasındaki benzerlik konuyu inceleyenler için açıktır. Her şey göz önündedir, gizli veya örtülü olan bir şey yoktur. Fransız oryantalist Barthelemy d’Herbelot (ö. 1695), Katip Çelebi’nin kütüphanesinden yararlanarak yazdığı Bibliotheque Orientale (Doğu Kitaplığı) kitabında altı hadis kitabıyla Talmud arasındaki benzerliklere dikkat çeker.

Aşağıda okuyacağınız örneklerin metinler, kavramlar ve inançlar arasındaki dikkat çekici benzerliği anlamak için bir başlangıç olması umulur. İlerlemek isteyenler için kütüphaneler ve internet kaynakları hazır beklemektedir.

İslam rahiplerinin taklit yoluyla her kuşakta yeniden ürettikleri ve akçaladıkları uyduruk öğretilerine yöneltilen soru ve sorgulamadan rahatsız oldukları ve susmamızı yeğledikleri kesindir. Her şeye karşın gerçek güçlüdür. Ona direneni ezip geçer. Onu ayakta tutanı ise ödüllendirir.

Kitabı Mukaddes’i okumuş olup da rastlantı olamayacak benzerlikleri ortaya koymayan Müslümanlar tanıklıklarını gizlemektedirler. Tanıklığı gizlemek suçtur. Bir Kuran bağlısı, Tanrı’nın dinine iftira eden bozuk öğretilerin kirli çamaşırlarını ortalığa sermeli ve insanları değişmez gerçeğe çağırmalıdır. Siz de tanıklığınızı gizlemeyin ve bu bilgileri aklı, gönlü kararmamış en az üç kişiyle paylaşın. Onlar da görevlerini yerine getirip üçer kişiyle paylaşsınlar. Zincirin koptuğu noktada bilin ki sorumluluk yerine getirilmemiştir.

Bu yazıda tam bir liste çıkarmak gibi bir çabamın olmadığını vurgulamalıyım. Burada amaç hadis kütüphanesine bulaşan Yahudi ve Hristiyan uydurmalarını tek tek ayıklamak gibi zorlama bir çabayı özendirmek değil, hadis ve sünnet öğretisinin ta kendisinin bu vahiyden sapmış dinlerden kaynaklandığını göstermektir. Kaldı ki sözde din bilginleri incir çekirdeğini doldurmayacak konulardaki on binlerce sayfalık söylentiyi ayıklamaya kalktıkları anda zaten komplo amacına ulaşmış ve bu kişileri ve artlarına takılmış yığınları Kuran’dan uzaklaştırmış oluyorlar. Tıpkı hahamların on binlerce sayfalık Talmud’a çalışmaktan Tevrat’ın gerçek mesajını sorgulamaz oldukları gibi.

 

Ey iman sahipleri! Kendilerine kitap verilenlerden bir zümreye boyun eğerseniz sizi, imanınızdan sonra kafirler haline getirirler. Allah’ın ayetleri size okunuyor, Elçisi de aranızda; peki nasıl küfre sapıyorsunuz? Ali İmran 3:100-101

II
Kitaplılardan Bir Topluluğa Uymak Nasıl Olur?

Geleneksel İslam’daki yozlaşma bir kirlenme biçiminde, vahyin açık mesajına eklemeler yapılması yoluyla olmuştur. Kirlenmenin yönünün, yani Yahudilik ve Hristiyanlıktan İslam’a doğru olmasının ilk kanıtı Yahudiliğin ve Hristiyanlığın Kuran’dan eski olmasıdır. Yalnızca bu kanıt geleneksel İslam’daki yozlaşmanın kaynağıyla ilgili kanıt olamazdı, ancak Kitaplılarda, özellikle de Yahudilerde bu yozlaşmanın kaynağını gösteren bir güdülenme vardır. Çok güçlü bir “özendirici neden” vardır. Burada yalnızca hadis kitaplarındaki örneklerini vereceğim bilinçli kirletmeyle ilgili olarak Kuran, bağlılarını uyarmaktadır:

Ehlikitap’ın küfre sapanlarıyla müşrikler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Bakara 2:105

Ehlikitap’tan birçoğu, benliklerindeki kıskançlık yüzünden sizi, imanınızdan sonra kafirler haline bir döndürebilseler diye yürekten istedi. Bakara 2:109

Sen onların öz milletlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. Bakara 2:120

“Yahudi yahut Hıristiyan olun ki doğruya kılavuzlanasınız” dediler. Bakara 2:135

Kitap ehlinden bir zümre, sizi bir saptırabilseler diye arzu ettiler… Ali İmran 3:69

Ehlikitap’tan bir zümre şöyle dedi: “Şu iman edenlere indirilene günün başlangıcında inanın, günün sonunda karşı çıkın. Belki onları döndürebilirsiniz.” Ali İmran 3:72

De ki: “Ey Ehlikitap! Allah, yaptıklarınıza tanıklık ederken, Allah’ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz?” Şunu da söyle: “Ey Ehlikitap! Neden iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Gözünüzle gördüğünüz halde, Allah yolunu neden çarpıtmak istiyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” Ey iman sahipleri! Kendilerine kitap verilenlerden bir zümreye boyun eğerseniz sizi, imanınızdan sonra kafirler haline getirirler. Allah’ın ayetleri size okunuyor, Resulü de aranızda; peki nasıl küfre sapıyorsunuz? Kim Allah’a yapışırsa dosdoğru yola iletilmiştir o. Ey iman edenler! Allah’tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin. Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız. İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirleneni emreden, kötülük ve çirkinliği belirlenenden alıkoyan bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere eren işte onlardır. Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır. Gün gelir bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: “İmanınızdan sonra küfre mi düştünüz? Haydi, saptığınız küfür yüzünden tadın azabı.” Ali İmran 3:98-106

Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar da istiyorlar ki, siz de yolu şaşırasınız. Nisa 4:44

Yahudilerin yaptıkları haksızlıklar ve birçok kişiyi Allah’ın yolundan alıkoymaları yüzünden, helal olan temiz şeyleri onlara yasaklamıştık. Nisa 4:160

Yahudiler “Allah’ın eli bağlı,” dediler. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Halbuki onun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamakta. Rabbinden sana indirilenler çoğunun azgınlığını ve inkarını arttıracak. Maide 5:64

Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıka basa yerler ve Allah’ın yolundan geri çevirirler… Tevbe 9:34

İşte bu ikinci kanıt kesin yargıya varmamızı sağlar. Bu çalışmada örneklerini incelediğimiz hadis söylentilerindeki doğrudan alıntılar ve rastlantı olamayacak benzerlikler, bozulmanın ana kaynağıyla ilgili yargıyı perçinler. İnkarcılar her yerdedir ancak haham ve rahiplerin öğretilerini politik egemenlik aracı olarak kullanma ve Allah’ın gerçek dininden döndürme istekleri bu bozulmanın itici gücü veya en azından öncüsü olmuştur.

Burada bir parantez açarak İsa’nın öğretisinin tanınmaz hale gelmesinde Yahudi hahamların olası payından söz edeceğim. Hristiyan din adamlarının ve tarihçilerinin Yeni Ahit’in büyün bölümünü yazdığını öne sürdükleri Aziz Pavlus (Saul) Tarsus’lu hahamlarca eğitilmiş dindar bir Yahudi idi. İsa’nın on iki havarisinden biri olmamasına karşın kendisine havari dedirten Pavlus, Yeni Ahit’in Elçilerin İşleri 23:6 bölümünde “özbeöz Ferisi” olduğunu söyler. Yine Elçilerin İşleri 22:3’te dönemin önde gelen hahamlarından sıkı bir Yahudi eğitimi aldığını söyler. Yeni Ahit’in kendi yazdığı öne sürülen bölümlerine Tanrı’nın oğlu İsa kavramını yerleştirir. Öne sürdüğü gibi Ferisi mezhebini terk edip etmediğini ancak kestirebiliriz, emin olamayız. Şu durumda Hristiyanlığın temel öğretisinin oluşturulmasında Yahudi hahamların pay sahibi olduklarından söz edilebilir.

Kuran Yahudilerin yeni elçilere katlanamayacağına işaret eder:

…Daha sonra o [Yusuf] ölünce de şöyle demiştiniz: “Allah ondan sonra bir daha asla resul göndermez.” Mümin 40:34

İsa da Yusuf’tan sonra gelmiştir ve Yahudiler onu da inkar ederler. Ve her iki din de daha sonra gelen elçileri ve kitapları reddetmekte uzlaşmıştır. Ve her iki din de Son Elçi’nin ve Kuran’ı izleyenlerin varlığına katlanamaz.

Kitaplıların kültürlerinde derin kök salmış olan bu güdülenmeyi anlamadan yapacağımız politik ve dinsel çözümlemeler hep eksik kalacaktır. Kuran zamansız ve evrensel bir kitap ise kitaplıların bu güdülenmeleri hiç sönmeyecektir. Ne ilginçtir ki mezhepçi Müslüman din bilginleri İsrailiyat adı verdikleri bu bulaşmanın kısmen ayırdındadırlar. Ne var ki bu bulaşmayı görüp kabul etmelerine karşın Kuran’ın uyarısına kulak tıkadıkları ve gerçeğin karşısında net tutum alamadıkları için bildikleri yoldan şaşmamaktadırlar. Çoktan kirlenmiş olduğunu bildikleri dinsel yargı kaynaklarından hala yarar ummaktadırlar.

Pek çok oryantalist, mezhepçilerin kirlenmiş kaynaklara olan bu anlamsız bağlılıkları nedeniyle İslam’ın Yahudilikten veya Hristiyanlıktan kopyalanmış sahte bir din olduğunu rahatlıkla öne sürebilmektedir. İslam’ın formülünü Kuran + Sünnet + mezhep içtihatları + … biçiminde yazıyor isek evet, İslam’ın bir bölümünün büyük ölçüde Yahudilikten, az biraz da Hristiyanlıktan kopyalanmış olduğunu kabul etmek durumundayız. Oryantalistler sözde Müslüman tarihçilerin yapıtlarını, siyer ve hadis kaynaklarını kullanarak Muhammed Peygamber’in Mekke ve Medine’de içinde bulunduğu çevrede Kitaplılarla olan ilişkilerine yoğunlaşırlar. Hadis ve tarih kitaplarında adları geçen Varaka bin Nevfel, Rahip Bahira gibi hayali kişiliklerden ve din adamlarından “ders aldığını”, Kuran’ı yazarken kaynak olarak eski kitapları kullandığını öne sürerler. Sünnet dedikleri kaynağa sarılan gelenekçiler bütün bu iddialara karşı çaresizdirler. O denli çaresizdirler ki, binlerce hadisi ezbere okuyan Ebu Hureyre’nin “Tevrat’ı çok iyi bilmesi” kafalarını karıştırır. Kaabul Ahbar’ın Yahudi olduğunu bilirler, ne var ki altında onun imzası olan hadisler önlerinde durmaktadır. Bunlar gibi sayısız tuhaf örnekle söylentiler kendisini ele verir. Allah resmen mezhepçilere içinde debelendikleri açmazı göstermekte ve onları oryantalistlerin eliyle uyarmaktadır. Ama uyarılar sonuç vermemektedir.

Kitaplılardan kimisinin bugün misyonerlik yoluyla dinlerini doğrudan kabul ettirme çabasında olduklarına tanık olmaktayız. Kuran’ın uyarısı zamansızdır. Tehdit gerçektir, yakındır, etkindir. Uluslararası hukuku benimsetme, bilimci ve çağdaş dogmalar üretme, laikliği dinsizlik olarak (veya dinsiz biçimiyle) sunma, basın-yayının maddeci ve hazcı dünya görüşünü yayması, tasavvufun ve Dinler Arası Diyalog’un övülmesi yollarıyla Müslümanın anlam dünyasını biçimlendirme çabaları da dinlerine yaptıkları dolaylı çağrıdır. Bu çağrı Müslümanlara adı anılmasa bile Kuran’ı terk etmeyi önerir. Bu gündemi yürütenler, üç dinin arasında köklü farklar yokmuş gibi bir sanrı oluşturmaya çalışırlar. Önümüzdeki yıllarda bu çabanın yoğunlaşmasını bekleyiniz. Mezhepçi, nakilci, aklı dışlayan İslam anlayışına, yoz iki din kültüründen bulaşmış olanların ayırdına varmanın ve anlam dünyamızı bunlardan arındırmanın tam zamanıdır bugünler.

Aşağıda örnekleri verilen hadisleri içeren uyduruk dini öğretileri benimseyenler Kitaplıların elleriyle yazdıklarına (2:79; üç kez “yazıklar olsun /veyl” denen tek ayet olması ürperticidir) inanıp uymuşlardır. İstemeseler de, haberleri olmasa da onlar Kitabı Mukaddes’i ve Talmud’u izlemekteler. Diyalog programı uydurma hadislerin sözde ayıklanması çabasına da yansıyacaktır. Kitaplıların işine gelmeyen hadisler uydurma olduğu bahanesiyle hadis derlemelerinden çıkarılırken buna karşı nesnel bir dayanağımız olamayacaktır. Tek sağlam çözüm hadis ve sünnet kültürünün ta kendisinin Kitaplıların ön ayak oldukları, özendirdikleri ve yürüttükleri savaşımda yararlandıkları bir yozlaşma olduğunu anlamaktır.

Kuran ve hadis yan yana okunduğunda iki metnin ilgi alanlarının da çok farklı olduğunu anlamak uzun sürmez. Talmud’un vahyin özünü atlayıp anlamsız ve gereksiz ayrıntıda boğulan, insanı bir tür robota çeviren ve dolayısıyla dini kirletip içini boşaltan yaklaşımı hadis kitaplarına olduğu gibi yansımıştır. Hadislerin ayetleri açıkladığı savı, Talmud’un Tevrat’ı açıkladığı savı kadar yersizdir. Kuran’ı, dogmatik öğretiler olan hadis ve mezhep kitaplarını yanına koymadan okuyan bir kişi kendini her türlü kötü amaçlı yönlendirmeden ve bilgi çarpıtmasından koruyabilmektedir.

Bugün Siyonizmin ve onun gönüllü veya gönülsüz işbirlikçisi olan Batı’nın İslam’a karşı açtığı savaşın tanrıbilim cephesinde en elverişli propaganda silahı vahiy dışı geleneksel kaynaklardır. Bir zamanlar kökü, kimliği belirsiz olan, ne var ki yukarıda açıklandığı üzere çoğunun haham olduğunu kestirebileceğimiz kişiler Muhammed Peygamber’e Kuran’a aykırı söz ve eylemler yakıştırmışlardı. Bugün aynı söz ve eylemler aynı güç odaklarınca İslam’a karşı kullanılıyor. Burada ikiyüzlü bir tiyatro sahnelendiğini görmek zor olmasa gerek.

İşin gerçeği şudur ki, hadis ve sünneti savunanlar ne hadisleri, ne Kitabı Mukaddes’i, ne de Kuran’ı hakkıyla okumaktadırlar. Bu üçünü önyargısız bir bakışla şöyle bir karıştırmak bile Kuran’la öbür ikisi arasındaki dev çelişkileri, buna karşılık hadisler ve Kitabı Mukaddes arasındaki şaşırtıcı uyumu görmeye yetecektir. Talmud’a ve Yahudi ilmihallerine doğru genişletilecek bir tarama çalışması sonucunda bu kitapların dine yaklaşımlarının mezhepçi ve taklitçi Müslümanlıkla büyük ölçüde benzeştiği görülecektir.

Allah’ın aklını kullanma buyruğuna karşı gelen, Kuran’ı izlediğini savunan ama atalarını izleyen dogmatik Müslüman kesim rüzgarda savrulan yaprak gibi Kitaplıların her türlü yönlendirmesine açıktır ve oradan oraya savrulmaktadır. Sünnetin pençesinden kurtulamadan bugün çağcıl dogmaların ve komploların pençesine düşmektedir. Bağnaz dindarlığın ve hazcı-maddeci çağcıllığın arasında, karşıt aşırılıklar arasında bocalamakta, ölçüyü ve dengeyi bulamamaktadır. Allah’ın ipine sarılanlar ise savrulmazlar. Kitaplılar, çoktanrıcılar ve ikiyüzlüler Kuran’a sarılanlara güç yetiremezler.

Burada vurgulanmak istenen Kitaplıların vahiyden ne denli uzaklaştıkları değil, Kitaplıların niyet ve çabalarının ne denli gerçek olduğu ve Müslümanların buna karşı uyanık olmaları gerektiğidir. Kuran’dan uzaklaşan Müslümanlar, dünyanın geri kalanında Kuran’a olan ilgiyi azaltmakta, herkes kaybetmektedir. Kuran’a başka kitabı eş koşmadan sarılan bir Müslüman topluluğun varlığı hem geleneğin kolaycılığıyla uyuşturulmuş ve kaderine yön verme umudunu yitirmiş Müslümanların kendilerine çeki düzen vermeleri için bir ateşleyici olacak, hem de dünyanın kalanında Kuran’a olan ilgiyi artıracak, herkes kazanacaktır.

III
Kuran’ın Önceki Kitapları Onaylaması Nasıl Olur?

O, sana Kitap’ı, önündekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi. Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti. Daha önce insanlara bir yol gösterici olarak Furkan’ı da indirdi. Şu bir gerçek ki, Allah’ın ayetlerini örtüp inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Ve Allah hem Aziz’dir hem intikam alıcı… Ali İmran 3:3-4

Kuran bağlıları bütün elçilerin aynı mesajı getirdiklerine inanırlar. Kuran önceki kitapları onayladığını söylüyor. Bu durum Kitabı Mukaddes’i veya onun bir bölümünü körü körüne benimsemeyi gerektirmez. Kuran bir onay ise Kitabı Mukaddes’in ancak kendi içeriğiyle örtüşen parçalarını onaylar.

Şöyle düşünelim: Bir metni notere onaylatacağız. Noter tanıklık etmesini istediğimiz (onaylatmak istediğimiz) metnin bir kopyasını çıkarıp her sayfasını tek tek görüp damgalar. Yoksa elimize bir yazı verip “bu adamın elindeki onaylanmıştır” demez. Böyle yaparsa biz daha sonra metni dilediğiniz gibi –gerek hatalı çeviri yapma gerekse doğrudan ekleme ve çıkarma yoluyla– değiştirebilir ve noterin onayını kötüye kullanabiliriz. Veya bir başkası çıkar ve elindeki farklı metnin bizim metnimizin orijinali olduğunu öne sürerse bu çelişkinin içinden çıkamayız. Kuran kendisine ölçüt (furkan) der. Ölçecek olan Kuran, ölçülecek olan öteki kitaplardır. Bunun tersi ise doğru değildir.

Kuran’ın onayladığı adlar ve etiketler değil, içeriktir. Kuran etiketlerle uğraşmaz, sürekli olarak özden ve anlamdan söz eder. Kuran bir çok kez Tevrat adını değil, Kitap adını kullanır (2:44,53,87,113…). Üstüne üstlük hahamların vahyi değiştirip bozduklarına da işaret eder (2:79,102, 3:78,187, 4:46, 5:13-15, 7:162, 14:28…). Sözcükleri yerlerinden kaydıran (4:46, 5:13) bir hahamlar topluluğunun bugün Tevrat olarak sundukları yasalarla Kuran’ın Tevrat olarak adlandırdığının aynı şey olduğuna ne kadar emin olabiliriz?

Hem Kitap’tan ellerinde bulunanı doğrulayan hem de onu koruyan Kitap’ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında yargı ver ve sana gelen gerçekten ayrılıp da onların isteklerine uyma. Her biriniz için, bir yasa ve yol belirledik. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, sizi bir tek topluluk yapardı. Fakat verdikleriyle sizi sınamak için böyle yapmıştır. Artık, iyiliklerde yarışın. … Maide 5:48

Bu ayette genelde doğrulayıcı, koruyucu, şahit olarak çevrilen muheymin sözcüğüne sözlükler baskın, egemen, başat karşılıklarını veriyor. Kuran önceki kitaplara baskın, onlara egemen ise bu, Kuran’ın öncekileri doğrulamak için ölçüt olduğu ve bunun tersinin geçerli olmadığı anlamındadır. Bağımlılık tek yönlüdür. Önceki kitapların içerikleri kanıt için Kuran’a bağımlıdır ancak Kuran önceki kitaplara bağımlı değildir. “Her biriniz için bir yasa belirledik” cümlesinden açıkça anlaşılacağı gibi Kuran bağlılarının önceki kitapların Kuran’da doğrulanmayan yargılarına uymak için hiçbir gerekçeleri olamaz. Bu da uygulamada yalnızca Kuran’a uymakla eş anlamlıdır.

Sözgelimi Eski Ahit’in günümüzdeki çevirilerinde bildirilenleri Kuran’ın açıkça çürütmesine birkaç örnek verecek olursak:

  • Tevrat Yaratılış 2:2’de Tanrı için “yoruldu” denir. Kuran 2:255 ve 50:38 ayetlerinde bunu çürütür.
  • Tesniye 31:15, Yeşaya 19:1 gibi bölümlerde Tanrı bulut içinde yere iner. Kuran 2:210-211 ayetlerinde bunu çürütür.
  • Sayılar 14:14’te Tanrı’nın Yahudilere göründüğü yazılıdır. Kuran 7:143 ve 25:21 ayetlerinde bunu çürütür.
  • Çıkış 32:4-5 bölümlerinde bir peygamber olan Harun’un Allah’a ortak koştuğu söylenir. Kuran 20:85-97 ayetlerinde bunu çürütür.
  • Krallar 11:4-6 bölümünde Süleyman günahkar olarak betimlenir. Kuran 2:102, 38:30,40 ayetlerinde bunu çürütür.
  • Yaratılış 18:20-33’te İbrahim Tanrı’yla pazarlık eder ve Lut kentini iyilerle birlikte yok etmekten vazgeçirir. Kuran 11:74-76’da ise İbrahim nüfus pazarlığı yapmaz, Lut halkının bağışlanmasını diler. İbrahim’in yufka yüreğinden söz edildiğine dikkat ediniz. Tanrı İbrahim’in bu dileğine son vermesini söyler, kararını değiştirmez, iyileri kurtarır ve kenti yok eder.
  • Yaratılış 18:8’de İbrahim’in konuğu olan meleklerin yedikleri bildirilir. Kuran’a göre yememişlerdir: 11:69-70.

Kuran Yeni Ahit’teki yanlışların da bir bölümünü bildirir. Yeni Ahit’te pek çok yerde sözde İsa kendisinden efendi /rab diye söz eder. Kuran 5:72 ve 5:117 bunu çürütür. Meryem /19 Suresi de Yeni Ahit’in pek çok yanlışını düzeltir.

Bununla birlikte Kuran, Kitabı Mukaddes’in kimi cümlelerini de onaylar:

…Onların belirtileri, yüzlerindeki secde izleridir. İşte bu, onların, Tevrat’taki nitelikleridir. İncil’deki nitelikleri ise filizini çıkaran, sonra onu güçlendiren, kalınlaşan ve gövdesi üzerinde dikilerek çiftçileri sevindiren bir ekin gibidir. Nankörlük edenleri, onunla öfkelendirir… Fetih 48:29

Sonuç olarak Kuran, Kitabı Mukaddes’in, Eski Ahit’in, Yeni Ahit’in, Tevrat’ın, İncil’in, Zebur’un ancak kendi içeriğiyle örtüşen parçalarını onaylar. Pek çok kaynakta Kasas Suresi’nin 49. ayeti Müslümanların Tevrat’ı da izlemesi gerektiğine delilmiş gibi gösterilir:

De ki: “Allah’ın katından, bu ikisinden daha çok doğru yola eriştiren bir Kitap getirin ona uyayım; eğer doğruyu söylüyorsanız?” Kasas 28:49

Oysa surenin bütünü okunursa bu çağrının Yahudilere yapıldığı açıktır. Yahudiler ya Tevrat’a ya da Kuran’a bağlı olmalıdırlar.

Kuran kendisini sözün en güzeli /daha güzeli olarak tanımlarken bir karşılaştırma yapmaktadır:

Onlar ki, sözü dinler de en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah’ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.

Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer iç içe ikili manalar ifade eden bir Kitap halinde indirmiştir.

Farkında olmadığınız bir sırada, azap ansızın karşınıza çıkmadan önce size Rabbinizden indirilenin en güzeline uyun! Zümer 39:18,23,55

Öyleyse sözün en güzeli varken Kitabı Mukaddes gibi hahamların doğrudan ekleme ve çıkarmalarıyla ve çeviri ve aktarım kayıplarıyla bozulmuş metinlerde kılavuzluk aramak aymazlıktır. Bu metinleri de çalışmamız gerekiyor, ancak karşılaştırmak ve öncekilerin başlarına gelenlerden ders almak için.

 

“Efendimiz; bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme!”… Bakara 2:286*

… Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır. Yunus 10:100

IV
Örnekler

 

Hadis ve Sünnet’e İnanmayanın Kafir Olması

Ebu Davut, Sünnet 6 (4604, 4607); Tirmizi, İlim 16, 60 (2678, 2666); İbn Mace, Mukaddime 2; Buhari, Nikah 1; Müslim, Nikah 5 (1401).

Yahudiliğin klasik ilmihal ve fıkıh kitaplarına göre bu konuda bir esneklik yoktur. Yalnızca Tevrat’a inananlar hahamların gözünde inkarcı olurlar. Çünkü Tevrat’ın doğru, dürüst içerik kalıntılarını, bozulmamış parçalarını gölgelemenin, din adamı sınıfı egemenliğini güvenceye almanın yolu “sözlü Tevrat” dedikleri Talmud’dur. Gelenekçi, nakilci, mezhepçi anlayışa göre Muhammed Peygamber’e Kuran’ın bir benzeri (misli) verilmiştir. Gelenekçi, nakilci Yahudiliğe göre Musa’ya da Tevrat’ın bir benzeri verilmiştir. Babil Talmudu’nun Avot 1 bölümünde “Musa, Sina’da Tevrat’ı aldı ve onu [yardımcısı] Yeşu’ya aktardı ve Yeşu atalara aktardı. Atalar elçilere ve elçiler de Büyük Sinagog’un Adamları’na aktardılar.” biçiminde dile getirilen şey yazılı ve sözlü Tevrat’ın “rivayet zinciri”dir. Bu, Yahudiliğin temel inançlarındandır. Tevrat ve Talmud çevirilerinin sunuş yazılarında, ilmihal ve tarih kitaplarında bu sav hep yinelenir.

Yahudilerin en büyük din bilgini saydıkları ve öğretileri bugün de tutulan Musa İbn Meymun (ö.1204) Talmud’a yazdığı giriş yazısında şöyle der: “Tanrı Musa’ya verdiği her mitzvayla [buyrukla] birlikte ona açıklamasını da yanında verdi. Tanrı ona mitzvayı söylediğinde ardından ona açıklamasını, özünü ve Tevrat ayetlerinin içerdiği tüm hikmeti verdi.” Oysa Tevrat Musa’nın bütün vahyi eksiksiz olarak yazıya geçirdiğini söyleyerek bunu yalanlar:

Eski Ahit, Çıkış 24:4 Musa Rabbin bütün buyruklarını yazdı…

Eski Ahit, Çıkış 34:27 Rab Musa’ya, ‘Bunları yaz’ dedi, ‘Çünkü seninle ve İsrailliler’le bu sözlere dayanarak antlaşma yaptım’.

Eski Ahit, Tesniye 31:24-25 Musa yasanın [Tevrat’ın] sözlerini eksiksiz olarak kitaba yazmayı bitirince Rabbin anlaşma sandığını taşıyan Levililere şu buyruğu verdi: Bu Yasa Kitabı’nı [Tevrat] alın, Tanrınız Rabbin Antlaşma Sandığı’nın yanına koyun. Orada size karşı bir tanık olarak kalsın.

Eski Ahit’in sonraki bölümleri de Yahudilerin Tevrat’ı dışlamalarını önceden haber verip kınar:

Eski Ahit, Yeşaya 29:13-14 Rab diyor ki, “Bu halk bana yaklaşıp ağızlarıyla, dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzak. Benden korkmaları da insanlardan öğrendikleri buyrukların sonucudur. Onun için ben de bu halkın arasında yine bir harika, evet, şaşılacak bir şey yapacağım. Bilgelerin bilgeliği yok olacak, akıllının aklı duracak.”

Yeni Ahit de Tevrat’ın ve Yeşaya’nın öngörüsünü onaylar, Yahudilerin hahamları izleyip Tevrat’ı dışlamalarını eleştirir:

Yeni Ahit, Markos 7:6-9 İsa onları şöyle yanıtladı: “Yeşaya’nın siz ikiyüzlülerle ilgili peygamberlik [kehanet] sözü ne kadar yerindedir! Yazmış olduğu gibi, ‘bu halk, dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzak. Bana boşuna taparlar. Çünkü öğrettikleri, sadece insan buyruklarıdır.’ Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.” İsa onlara ayrıca şunu söyledi: “Kendi törenizi sürdürmek için Tanrı buyruğunu bir kenara itmeyi ne de güzel beceriyorsunuz!”

Ve Kuran da pek çok ayette Yahudileri bu davranışları için ağır biçimde eleştirir ve lanetlendiklerini söyler:

Sırtlarına Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kutsal kitap parçaları taşıyan eşeğin durumuna benzer… Cuma 62:5

Her üç kitap da Yahudilerin Tevrat’ı bırakıp kendi yazdıklarını benimsediklerinde uzlaşır. Yalnızca Tevrat’a bağlı kalmakta diretmiş tarihsel bir azınlık olan Karai (Karaim) Yahudileri bu yüzden Talmud Yahudilerince din dışı görülmüş ve aşağılanmışlardır. Burada on bin sayfayı geçen Talmud’un ve temel taşlar sayılan Yahudi ilmihallerinin temel öğretilerinden olan ve sık sık yinelenen bu ilkeyi gözler önüne seren iki örnek sunmakla yetiniyorum.

Babil Talmudu, Şabat 31a: Rabilerimiz öğretti ki: Kafirin biri bir gün Şamay’a geldi ve sordu: “Kaç tane Tevrat’ınız var?” “İki” diye yanıtladı, “yazılı Tevrat ve sözlü Tevrat”. “Yazılı Tevrat’ınıza inanıyorum ama sözlü Tevrat’ınıza inanmıyorum; bana yalnızca yazılı Tevrat’ı öğretmek koşuluyla beni dininize kabul edin.” Çok öfkelendi ve onu azarladı. … “Bana güveniyorsan sözlü Tevrat konusunda da güvenmelisin.”

Babil Talmudu, Erubin 21b: Oğlum, Yazıcılar’ın sözlerine uymakta Tevrat’ın sözlerine uymaktan daha dikkatli ol.

Yazıcılar sözcüğü ile denmek istenen Talmud yazıcısı olan Bilgelerdir (İbr. Tanaim). Buna göre Tevrat’ı herkes anlayamaz, onun için bu bilgelerin sözü Tevrat’ın üstündedir. Erubin 21b bölümünde yukarıdaki sözün ardından Bilgeler’in sözünü küçümseyenlerin (cehennemde) kaynayan dışkıya konulacağı yazılıdır. Ve ardından hahamların sözlerine karşı gelmektense ölmeyi yeğleyen bir Yahudinin öyküsü anlatılır. Yahudilik, din adamları sınıfının tekelindeki bir inançtır. Bu aracı sınıf düşüncesi zamanla Müslümanlara da sıçramıştır.

talmud-hadis

 

Kuran: Kuran’a göre Yahudiler Tevrat’ı terk edip kendi kitaplarını yazdıkları için pek azı dışında içtenliklerini yitirmişleridir:

İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar? Maide 5:43

Bir ahitle söz verdikleri her seferinde, içlerinden bir fırka, ahdi kaldırıp atmadı mı?… Bakara 2:100

Müslümanlar bundan ders almalıdırlar. Ne ilginçtir ki “Bana Kuran’ın bir misli verildi” hadisindeki§ misil (denk, eşit) sözcüğü ile aşağıdaki ayetteki misil sözcüğü aynıdır:

Eğer doğru sözlü iseler, onun benzeri [misli] bir hadis/söz getirsinler. Tur 52:34

Bu ayetin geçtiği surenin Musa’ya kitabın indirildiği yer olan Tur’u ve “satır satır yazılmış olan Kitap’ı” tanık göstererek başladığına dikkat ediniz. Kuran, kendisinin veya Tevrat’ın bir benzerinin indirildiği iftiralarını nokta atışı yaparak çürütmektedir!

İşte biz, ayetlerimizi bu şekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, günaha sapmışların yolu açık-seçik ortaya çıksın /günaha sapmışların yolunu açık-seçik göresin! Enam 6:55

Tevrat’ın hahamları ve Talmud’u yalanladığı gibi Kuran da pek çok ayetiyle Peygamber Sünneti’ni ve Hadisişerifler’i yalanlar. Kuran kendi kendini tefsir eder ve açımlar (25:33). Kuran yeterlidir (6:114), eksiksizdir (6:115), kusursuzdur (6:38), korunmuştur (15:9, 18:27), ışıktır (64:8). Işığın daha çok ışığa gereksinimi yoktur. Kuran’a insan yazması kitapları ekleyenler Allah’a ortak koşma yoluna çıkmışlar demektir (11:1-2).*

İşte böyle, biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar. Ki ahirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere sahip olmaya devam etsinler. Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma. Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir o. Enam 6:112-115

Allah kuluna yetmez mi? Seni ondan başkalarıyla korkutuyorlar. Zümer 39:36

 

Mürtedin Öldürülmesi

Ebu Davut, Hudut 1 (4358); Nesai, Tahrimud Dem 15 (7107).

Eski Ahit, Levililer 24:16 Rabbe söven kesinlikle öldürülecektir. Bütün topluluk onu taşlayacak. İster yerli ister yabancı olsun, Rabbe söven herkes öldürülecektir.

Eski Ahit, Tesniye 13:6-9 Öz kardeşin, oğlun, kızın, sevdiğin karın ya da en yakın dostun seni gizlice ayartmaya çalışır, senin ve atalarının önceden bilmediğiniz, dünyanın bir ucundan öbür ucuna dek uzakta, yakında, çevrenizde yaşayan halkların ilahları için, ‘Haydi gidelim, bu ilahlara tapalım’ derse, ona uymayacak, onu dinlemeyeceksin. Ona acımayacak, sevecenlik göstermeyecek, onu korumayacaksın. Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.

Eski Ahit, Tesniye 17:2-5 Tanrınız Rabbin size vereceği kentlerin birinde aranızdan onun antlaşmasını çiğneyip gözünde kötü olanı yapan bir erkek ya da kadın çıkar ve buyruklarıma aykırı olarak gidip başka ilahlara tapar, onların, güneşin, ayın ya da gök cisimlerinin önünde eğilirse… bu kötülüğü yapan erkeği ya da kadını kentinizin kapısına çıkarın ve taşa tutarak öldürün.

Kuran: Kuran bu konuda bir ceza koymamıştır (2:217, 4:137, 5:54, 16:108…). Kuran’da hep çoktanrıcıların tektanrıcıları taşladığı örnekler verilmiştir (11:91, 18:20, 19:46, 26:116, 36:18, 44:20).

 

Zina Edenin Taşlanarak Öldürülmesi (Recm)

“İlk taşı günahsız olanınız atsın…” Buhari, Hudud 31, 30, Mezalim 19, Menakibul Ensar 46, Megazi 21, İtisam 16; Müslim, Hudut 15 (1691); Muvatta, Hudut 8, 10 (823, 824); Tirmizi, Hudut 7, (1431); Ebu Davut, Hudut 23 (4418).

Eski Ahit, Tesniye 22:23-24 Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa, ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz.

Eski Ahit, Levililer 20:10 Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

Yeni Ahit, Yuhanna 8:3-7 Din bilginleri ve Ferisiler, zina ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa’ya, “Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı” dediler. “Musa, Yasa’da [Tevrat’ta] bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen [İsa] ne dersin?” … Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve “İçinizde kim günahsızsa, ilk taşı o atsın!” dedi.

Ayrıca Yahudilerin insan yazması kutsal kitapları ve Kütübi Sitte’nin karşılığı olan Babil Talmudu’nun Sanhedrin 54b bölümünde bu buyruk yinelenir.

Kuran: Zinanın cezası kırk sopadır (24:2-9). Hiç bir suça taşlama cezası yoktur (24:2, 4:25). Kuran’da hep çoktanrıcılar tektanrıcıları taşlamaktadırlar (11:91, 18:20, 19:46, 26:116, 36:18, 44:20).

 

Köle ve Cariye Alım Satımı, Miras Bırakılması

Buhari, Kader 9, Büyu 90, 92, Şürüt 2; Ebu Davut, Büyü 72 (3506); Muvatta, Itk 6 (2, 776), Büyü 9 (2, 617); Müslim, Büyü 77, (1543).

Eski Ahit, Levililer 25:44-46 Köleleriniz, cariyeleriniz çevrenizdeki uluslardan olmalı. Onlardan uşak ve cariye satın alabilirsiniz. Aranızda yaşayan yabancıların çocuklarını, ister ülkenizde doğmuş olsun ister olmasın, satın alıp onlara sahip olabilirsiniz. Onları miras olarak çocuklarınıza bırakabilirsiniz. Yaşamları boyunca size kölelik edecekler. Ancak bir İsrailli kardeşine efendilik etmeyecek, sert davranmayacaksın.

Kuran: Kuran Müslümanları sürekli köle kurtarmaya çağırır (4:25,92; 5:89, 58:3, 90:12-13). 24:33 ayeti bir köleyi zorla barındırmayı yasaklar. Peygamber ve yanındakiler hakları olmamasına karşın savaş esiri aldıkları için eleştirilirler (8:67-68). Bir Kuran bağlısı zorla köle çalıştıramayacağı gibi satamaz ve miras bırakamaz. Bir ulusun köle, ötekinin efendi olması gibi iğrenç, ırkçı buyruklar ne Kuran’da, ne de önceki elçilerin mesajlarında bulunur.

 

Din Adına İşgal, Soykırım, Köleleştirilme
(Beni Kurayza, Beni Ukayna Hadisleri)

Muhammed Peygamber’in sözde Beni Kurayza, Beni Nadir ve Beni Ukayna saldırıları, çocukları ayırt etmeden öldürmesi: Buhari 4028, 411; Müslim 1766, Ebu Davut 3005.

Müslüman olmayanlarla savaşmak gerektiği: Buhari, İtisam 2, Zekat, İstitabe 3; Müslim, İman 32 (20); Muvatta, Zekat 30 (1, 269); Tirmizi, İman 1 (2610); Ebu Davut, Zekat 1 (1556); Nesai, Zekat 3, (5,14).

Eski Ahit, Tesniye 7:2-26 Tanrınız Rab bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Bu uluslarla antlaşma yapmayacaksınız, onlara acımayacaksınız. … Tanrınız Rabbin elinize teslim edeceği halkların tümünü yok edeceksiniz. Onlara acımayacaksınız. Krallarını elinize teslim edecek; adlarını göğün altından sileceksiniz. Onları yok edene dek kimse size karşı duramayacak. Onlardan çok nefret edecek, tiksineceksiniz; çünkü onlar yok olmaya mahkumdur.

Eski Ahit, Tesniye 13:15 O kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz.

Eski Ahit, Tesniye 20:13-17 Tanrınız Rab kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız Rabbin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz. Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız. Ancak Tanrınız Rabbin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız. Tanrınız Rabbin size buyurduğu gibi, onları –Hitit, Amor, Kenan, Periz, Hiv ve Yevus halklarını– tümüyle yok edeceksiniz.

Eski Ahit, Yeşaya 13:1-18 Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Rab seçtiklerine buyruk verdi, onun yüceliğiyle övünen yiğitleri öfkesinin gereğini yapmaya çağırdı. … Ben, her şeye Egemen Rab, gazaba geldiğim, öfkemin alevlendiği gün gökleri titreteceğim, yer yerinden oynayacak. Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları (masumları) gözleri önünde parçalanacak, evleri yağmalanacak, kadınlarının ırzına geçilecek. Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler.

Eski Ahit, Mezmurlar 137:8-9 Ey sen, yıkılası Babil kızı, bize yaptıklarını sana ödetecek olana ne mutlu! Ne mutlu senin yavrularını [bebeklerini] tutup kayalarda parçalayacak insana!

Kuran: Haksız yere savaş açmak yasaktır. Savaş ancak haksız yere savaş açanlara, insanları yurtlarından haksız yere sürenlere, iki toplum arasında düşmanlık yaratanlara, gereksiz saldırganlık gösterenlere, anlaşmaları bozanlara açılabilir (2:246, 4:75,90, 5:2, 7:33, 9:12, 22:39-40, 42:42, 60:9…). Haksız yere bir kişiyi bile öldürmek en büyük suçlardandır (5:32). Kimse başkasının yaptığından sorumlu değildir (53:39). Kimse önceki kuşakların cezasını çekmeyi hak etmez (6:164). Bir ulusun köle, ötekinin efendi olması gibi buyruklar ne Kuran’da, ne de önceki elçilerin mesajlarında bulunur.

 

Kabir Yaşamı, Kabir Azabı

Resim: Hristiyan mezheplerindeki mutlu (paradise) ve eziyetli (tartarus) kabir yaşamı (hades/sheol). Sorgu günü (judgment) kabir yaşamının ardından gelecektir. Kaynak: http://www.bible.ca/hades-lk-16.gif

kabir-yasami

Kuran’a bütünüyle aykırı olan kabir azabı düşüncesi, Helen mitolojisinde bulunuyorsa da yayılması ve günümüze dek gelmesi Kitabı Mukaddes sayesindedir. Ölüler diyarı, ölüler ülkesi, karanlık, tartarus veya hades adlarıyla (İbranice: Şeol) çok kez anılır. Kötü kulların cesetleri çürür, iyi kullarınki çürümez. Kabir azabıyla ilgili sayısız hadis vardır, alıntılamaya gerek duymuyorum.

Yeni Ahit, II. Petrus 2:4-9 Tanrı günah işleyen melekleri esirgemedi; onları cehenneme [tartarus] atıp karanlıkta zincire vurdu. Yargılanıncaya dek orada tutulacaklar. … Görülüyor ki Rab kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir.

Yeni Ahit, Elçilerin İşleri 2:26-31 Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak. Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin. … Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtına oturtacağına dair Tanrı’nın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. Geleceği görerek Mesih’in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’

Yeni Ahit, Vahiy 20:13-14 Deniz kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı. Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.

Eski Ahit, Mezmurlar 16:10 Çünkü sen beni ölüler diyarına terk etmezsin, sadık kulunun çürümesine izin vermezsin.

Kuran: Mezarda yaşam yoktur. Ölüler diriltilene değin uyurlar (39:42). Öldükten sonra yargılanma, ödül ve ceza bir kezdir.

 

Erkek Çocukların Sünneti (hıtan)

Buhari, Libas 63, 64, İstizan 51; Müslim, Taharet 39 (257); Muvatta, Sıfatun Nebiy 3 (2, 921); Tirmizi, Edep 14 (2757); Ebu Davut, Tereccül 16 (4198); Nesai, Taharet 10,11 (14,15).

Eski Ahit, Yaratılış 17:9-27 Tanrı İbrahim’e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir. … İbrahim evindeki bütün erkekleri –oğlu İsmail’i, evinde doğanların, satın aldığı uşakların hepsini– Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi. İbrahim’in evindeki bütün erkekler –evinde doğanlar ve yabancılardan satın alınanlar– onunla birlikte sünnet oldu.

Ayrıca Yaratılış 34’ü başından sonuna okuyunuz. Bu bölümde Yahudiler başkalarının da sünnet olması isterler ve bunu onların zayıf düşüp yenilmeleri için bir hile olarak kullanırlar. Sünnet takıntısı Hakimler 15, II. Samuel 3 ve 15 bölümlerinde kendini yine gösterir.

Kuran: Allah insanı kusurlu yaratmadığı gibi sünneti buyurmaz.

Sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı… Mümin 40:64

Biz insanı, gerçekten en güzel bir biçimde yarattık. Tin 95:4

Sünnet derisinin kesilip alınmasıyla aşağıdaki ayette hayvanın kulağının kesilmesi arasındaki benzerlik dikkat çekicidir:

Şeytan demişti ki: “… Yemin olsun, onları saptıracağım, onları boş kuruntulara mutlaka iteceğim. Onlara mutlaka emir vereceğim de davarların kulaklarını yaracaklar; onlara muhakkak emredeceğim de Allah’ın yaratışını/yarattıklarını değiştirecekler.” Nisa 4:118-119

Kitaplıların kimi Müslüman toplumun kız çocukları sünnet etme geleneğiyle ilgili kitaplar yazıp belgeseller ve haberler yapmaları onların Kuran düşmanlığından kaynaklanır. Erkek sünnetini konu edinirlerse Yahudi diniyle çelişmiş olacakları için bu Kuran’a saldırmak için uygun değildir. Çünkü Kuran’a ve Kuran’ı elinde tutanlara karşı karalama kampanyası yürütenlerin başında Yahudiler ve onlarla en iyi geçinen Hristiyan mezhebi olan Evangelistler gelir. Muhammed Peygamber’in değil, Yahudilerin sünnetini izleyen gelenekçi /mezhepçiler bu kara çalma kampanyasına karşı çaresizdirler. Bu saldırının ikiyüzlülüğünü ancak yalnızca Kuran’ı benimseyen gerçek Müslümanlar açığa çıkarabilirler.

 

Yiyecekle İlgili Uyduruk Haramlar

Kertenkelenin haram olması:

Ebu Davut 3787; Müslim 4790.

Eski Ahit, Levililer 11:29-30 Küçük kara hayvanları içinde sizin için kirli sayılanlar şunlardır: Gelincik, fare, bütün kertenkele türleri –geko, varan, duvar kertenkelesi, düz keler– bukalemun.

 

Kurbağanın, sürüngenlerin, böceklerin haram olması:

Ebu Davut 5249; Müslim 3604, 3598, 3603,

Eski Ahit, Levililer 11:41-42 Bütün küçük kara hayvanları iğrençtir. Yenmeyecektir. İster karnı üzerinde sürünen, ister dört ayaklı ya da çok ayaklı canlılar olsun, bunların hiçbirini yemeyeceksiniz.

Ayrıca bkz. Tesniye 14:9-10.

Not: Hanbeli gibi kimi mezhepte böcek haramdır. Pek çok mezhepte yılan haramdır. Örnek: İbn Teymiye, Mecmuul Fetava.

 

…Ama çekirgenin helal olması:

Buhari 4801; Ebu Davut 1853, 3806; Müslim 3610.

Eski Ahit, Levililer 11:22-23 Şunları yiyeceksiniz: Bütün çekirge türleri, küçük çekirge, cırcırböceği, ağustosböceği. Öbür dört ayaklı, kanatlı böceklerin hepsi sizin için iğrenç sayılır.

 

Eşeğin, atın ve katırın haram olması:

Müslim 3582, 3583, 3585, 3591, 3593; İbn Mace, Zebaih 14.

Eski Ahit, Tesniye 14:6-7 Çatal ve yarık tırnaklı, geviş getiren her hayvanın etini yiyebilirsiniz. Ancak geviş getiren, çatal ve yarık tırnaklı hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve, tavşan, kaya tavşanı.

Not: Ortadoğu, Kuzey Afrika, İran ve Afganistan’da deve besiciliği fazlasıyla yaygın olduğu için hahamlar Müslümanlara deveyi haram etmekte zorlanmış olmalılar. At da toynaklı olmasına karşın deve gibi demirbaş yiyeceklerden olduğu için at eti mekruh düzeyinde kalmış, haramlaştırma çabası hedefe ulaşamamıştır.

 

Deniz avı:

Eski Ahit, Tesniye 14:9-10 Suda yaşayan hayvanlardan şunların etini yiyebilirsiniz: Pullu ve yüzgeçli canlıların etini yiyebilirsiniz. Ama pulsuz ve yüzgeçsiz canlıların hiçbirini yemeyeceksiniz.

Not: Hanefi mezhebi deniz yumuşakçaları konusunda ikiye bölünmüştür. Kimi Şii mezhebinde deniz kabukluları ve yumuşakçaları (yüzgeçsizler) haramdır. Mezhepçi din adamları deniz kabukluları ve yumuşakçalarıyla ilgili olarak aradıkları yasağı hadis kitaplarında bulamamalarına karşın Allah’ın Kuran’da serbest bıraktığını serbest bırakmakta çekingenlik göstermektedirler.

 

Yırtıcıların ve leşçillerin haram olması:

Müslim 1933, 3570; İbn Mace, Zebaih 13, 14; Ebu Davut, Atime 32, 33; Tirmizi, Sayd 3, 9, 11; Buhari, Zebaih 29; Muvatta, Sayd 14 (496).

Eski Ahit, Tesniye 14:12-19 Etini yemeyeceğiniz kuşlar şunlardır: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba, çaylak, doğan türleri, bütün karga türleri, baykuş, puhu, martı, atmaca türleri, kukumav, büyük baykuş, peçeli baykuş, ishakkuşu, akbaba, karabatak, leylek, balıkçıl türleri, ibibik, yarasa. Bütün kanatlı böcekler sizin için kirli sayılır. Hiçbirini yemeyeceksiniz.

Eski Ahit, Levililer 11:27 Dört ayaklı hayvanlardan pençelerini yere basarak yürüyenler sizin için kirlidir.

 

Kuran: Kuran, Sünnet’in, yani Tevrat’ın yiyecek yasaklarını yalanlar. Yahudilere toynaklıların yasaklanması onlar için cezadır.

Yahudilere tüm tırnaklı [toynaklı] hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun dışındadır. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız. Enam 6:146

Müslümanların bu yasağı üzerlerine alınmaları kendilerini cezalandırmalarından başka bir şey değildir. 5:3-5,90,96 ayetleri yiyecek ve içecekle ilgili bütün yasakları kapsar. 5:87-88 ayetlerinde bunların dışındaki besinlerin din adına yasak edilmemesi için insanlar bir kez daha uyarılır.

Ey iman sahipleri! Allah’ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez. Maide 5:87

Kuran Yahudilere daha önce yasaklananlardan bir bölümünü kaldırır, ne var ki Yahudiler Kuran’a kulak asmazlar:

Tevrat’tan önümde bulunanı doğrulayıcıyım. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal yapacağım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Ali İmran 3:50

 

Katır Gibi Melez Hayvanlar Üretmenin Yasak Olması

Ebu Davut, Cihad 59 (2565); Nesai, Hayl 10 (6, 224).

Eski Ahit, Levililer 19:19 Farklı cinsten iki hayvanı çiftleştirme. Tarlana iki çeşit tohum ekme. Üzerine iki tür iplikle dokunmuş giysi giyme.

Kuran: Böyle bir yasak anılmaz. Aynı türün farklı iki ırkından canlıyı çaprazlamak, seçici yetiştiricilik veya ıslah adlarıyla binlerce yıldır uygulanmaktadır. Tavuk, ördek, köpek, sığır ve türlü at ırkları gibi pek çok evcil hayvan bu uygulamanın ürünüdür. Kuran insanların yapay seçilimle oluşturdukları bu hayvanlar için şükretmeyi buyurur (43:13). İki farklı tür veya aynı türün içinde iki farklı ırk canlının çaprazlanması konusunda Kuran’da özel bir yasak bildirilmez. Bu uygulamaların iyi mi, kötü mü olduğuna sonuçları üzerinden karar verilebilir. Katır örneğinde olumlu bir sonuç elde edildiği açıktır.

 

Adetli Kadının Kirli Sayılması,
Kuran Okuyamaması, Mescide Girememesi…

Buhari, Iydeyn 16, 20, Hayız 23, Hac 32, 34, 35, 81; Ebu Davut, Salat 247 (1136-1139), Menasik 10 (1744), Taharet 93 (232), 100 (287), 121 (312); Tirmizi, Taharet 95 (125), 98 (131), Salat 388 (539, 540), Hac 100 (945); Müslim, Iydeyn 10 (890); İbn Mace, Taharet 92, 105, 645; Muvatta, Hac 45.

Hadis kitaplarında adet kanaması takıntısı öyle büyüktür ki, konuyla ilgili bölümleri vardır. Yahudi hadis kitabı Talmud’da konu geniş yer alır.

Levililer 12:2-4 İsrail halkına de ki, “Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, adet gördüğü günlerde olduğu gibi yedi gün kirli sayılacaktır. Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli. Kadın kanamasından paklanmak için otuz üç gün bekleyecek. Pak sayılması için geçmesi gereken bu günler doluncaya dek kutsal bir şeye dokunmayacak, tapınağa girmeyecek.”

Eski Ahit, Levililer 15:19-20 Adet gördüğü için kan kaybeden kadın yedi gün kirli sayılacak. Ona dokunan da akşama kadar kirli sayılacak. Adet gördüğü günlerde kadının üzerinde yattığı ya da oturduğu her şey kirli sayılacaktır.

Kuran: Adet gören kadın cinsel ilişki dışında her şeyi yapabilir (2:222).

 

Kadınların Aşağılanması

Buhari, Iydeyn 7, Hayız 6, Zekat 44, İman 21, Küsuf 9, Nikah 17, 88; Müslim, Zikir 95 (2738), 97 (2740), Iydeyn 4 (885), Küsuf 17 (907), İman 132 (79); Ebu Davut, Edep 180 (5272), Sünnet 16 (4679), Salat 248 (1141); İbn Mace, Fiten 19 (4003); Tirmizi, Edep 31 (2781); Nesai, Iydeyn 19 (3, 186, 187), Küsuf 17 (3, 147); Muvatta, Küsuf 2 (1, 187)…

Eski Ahit, Yaratılış 2:21-22 Rab Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi.

Yeni Ahit, I. Korintliler 11:8-9 Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.

Babil Talmudu, Pesahim 111a: Rabbilerimiz öğretti: İki adamın arasından geçmemesi gereken üç şey vardır: Köpek, hurma ağacı, kadın. Kimisi domuzu da ekler, kimisi yılanı da…

Babil Talmudu, Kidduşin 80b: Kadının aklı havadadır…

Babil Talmudu, Sanhedrin 100b: Kız çocuğu değersiz bir hazinedir. Babası kaygısından gece uyuyamaz. Küçükken ya ayartılırsa, ergenliğinde ya sürtük olursa, yetişkinliğinde ya evlenemezse, evlendiğinde ya çocuğu olmazsa, yaşlılığında ya cadılık yaparsa! Ama Rabbiler de aynısını dediler: … Oğlu olanlara ne mutlu, kızı olanlara ne yazık.

Kuran: Kadın, erkekten farklı olarak ev haline dikkat etmeli (33:53) ve çekiciliğini araç olarak kullanmamalıdır (24:31,60, 33:32). Bakara 2:282 ayetinde iki kadının tanıklığının gerekmesi kadının geri zekalı veya işe yaramaz olduğu anlamına gelmez. Burada anlatılan ticari veya parasal tanıklığı sağlamada erkek kadar yeterli veya dikkatli olmadığı veya yalnızca bu konularda belleğinin güçlü olmadığı anlaşılır. Çünkü sözgelimi zina gibi başka konularda kadın ve erkek için ayrı tanıklık gereksinimleri belirtilmemiştir (4:15). Dolayısıyla Kuran kadının eksik veya

Kadın ve erkek arasında rekabet değil, işbölümü vardır. İkisinin de bu işbölümünün getirdiği farklı yetenekleri ve sorumlulukları vardır (3:36, 4:11,15-16,24, 24:4, 33:59…). Cinsiyetlerden biri ötekinden daha öncelikli, daha zeki veya daha yetenekli değildir. Öte yandan erkek ve kadının toplumsal işlevleri farklıdır ve bu farkı ortadan kaldırma çabasını Kuran onaylamaz:

Allah’ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Nisa 4:32

Erkeğin ailedeki hiyerarşik üstünlüğünün gerekçesinin geçim koruma ve geçim sağlama işlevi olduğu anlaşılabilir:

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. Nisa 4:34

Kuran’a göre erkekle kadın arasında üst-ast hiyerarşisi yoktur, kimi konuda görev bölüşümü vardır.

 

Başörtüsü ve Peçe

Resim: Solda: Talmud, Berakoth kitabının İngilizce baskısının kapağı. Halakhah.com adresinde görülebilir. Sağda: Havrada Yahudi kadınlar. Kaynak: http://www.vosizneias.com/106021/2012/05/09/djerba-island-jews-stage-pilgrimage-to-ancient-tunisian-synagogue Not: Reform mezhebinden olan kadınlar başlarını örtmezler.

basortusu

Buhari, Bedül Halk 8, Tefsir, Vakıa 1; Ebu Davut, Libas 34 (4104), Salat 85 (641); Tirmizi, Salat 277 (377), Cennet 1 (2525); İbn Mace, Taharet 699; Müslim, Cennet 6 (2826), Muvatta, Salatül Cuma 36 (325).

Eski Ahit, Yaratılış 38:15 Yahuda onu (gelini Tamar’ı) görünce fahişe sandı. Çünkü yüzü örtülüydü.

Eski Ahit, Ezgiler Ezgisi 4:1 Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Peçenin ardındaki gözlerin güvercinler gibi.

Yeni Ahit, I. Korintililer 11:5-13 Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur. Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün. … Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrı’ya dua etmesi uygun mu?

Babil Talmudu, Gittin 90a: Uygunsuz işler yapan karısını boşama hakkı vardır. … [Örneğin] sokağa başı açık çıkan, sokakta koltuk altları açık giysi diken veya erkeklerle aynı yerde yıkanan karısını. … Bunlar uygunsuz şeylerdir.

Ünlü Yahudi ilmihali Şulhan Aruh’un (İng. Shulchan Aruch) havralarla ilgili bölümünün 2:151 numaralı paragrafında şöyle yazar: “Havraya kirli giysilerle veya başı açık olarak girilmemelidir.” Başka ilmihallerde de bu kural bulunur.

Kuran: 24:31 ayetinde mezhepçilerin hadislerin etkisi altında kalarak baş örtüsü olarak çevirdikleri sözcük genel anlamda örtü demektir. Bugün Arapların başörtüsü anlamında kullandıkları hicab sözcüğü Kuran’da yedi kez perde anlamında geçmesine karşın örtünmeyle ilgili ayette anılmaz. 16:81 ayetinde “sıcaktan koruyan” giyimden söz edilmesi rastlantı değildir. Ortadoğu’nun sıcak ikliminde hem erkekler hem kadınlar başlarını güneşten korunmak için örterler. Daha elli veya yüz yıl öncesine dek bütün dünyada Hristiyan ve Yahudi kadınlar sokakta başlarını örtüyorlardı. Rahibeler hala örterler. Ortadoğu’lu tutucu Yahudi kadınlar bugün de peçe kullanırlar.

 

Namazda veya Sokağa Çıkarken Takke, Sarık Giyilmesi

Ebu Davut, Libas 24 (4078); Tirmizi, Libas 47 (1785); İbnu Mâce 3567.

Babil Talmudu, Şabat 156b: Göğün huzurunda olmanın ürpertisinin sana ulaşması için başını ört ve dua et.

Babil Talmudu Kiduşin 31a: Rabi Yeşu’nun oğlu Rabi Huna başı açık olarak dört metre yürümezdi. Derdi ki: “Şekina [Tanrı’nın ışığı /yeri /ruhu /tahtı] başımın üzerindedir.”

Ayrıca Hilkot Tefila, Şulhan Aruh gibi demirbaş Yahudi ilmihalleri hem dua ederken hem de sokağa çıkarken kipa /yarmulke /takke giyilmesi gerektiğini yazar. Hristiyan din adamlarının giydikleri takke de Yahudilerden geçmiştir.

Kuran: Kuran’da takke yoktur. Kuran’da Yahudilerin gereksiz, ilgisiz ayrıntıya dalmaları eleştirilir ve bunun nedeni olarak inkara eğilimli olmaları gösterilir (2:68-71, 5:101).

 

Resim ve Heykel Yasağı

Buhari, Libas 89, 91, 95, Büyü 104, Tabir 46, Tevhid 56; Müslim, Libas 87 (2105), 99 (2110), 102 (2112), 103 (2018); İbn Mace, Libas 45 (3653); Tirmizi, Libas 19 (1751), Edeb 44 (2807); Ebu Davut, Taharet 90 (227), Libas 48 (4152); Nesai, Zinet 112, 113, 114, Taharet 168, Sayd 11.

Eski Ahit, Tesniye 4:15-18 Rab Horev’de ateşin içinden size seslendiği gün hiçbir suret görmediniz. Bu nedenle kendinize çok dikkat edin. Öyle ki, kendiniz için erkek ya da kadın, yerde yaşayan hayvan ya da gökte uçan kuş, küçük kara hayvanı ya da aşağıda suda yaşayan balık suretinde, heykel biçiminde put yaparak yoldan sapmayasınız.

Kuran: Tanrı heykeli veya resmi yapmak ayrı, somut varlıkların heykelini veya resmini yapmak ayrı işlerdir. 34:12-13 ayetlerinde Allah’ın elçisi Süleyman’ın yaptırdığı heykellerden söz edilir, bunlar için şükretmesi söylenir. Kuran sanatı ve güzellikleri kesinlikle yasaklamaz. Allah’ın serbest bıraktığını yasaklamak suçtur:

Ey iman sahipleri! Allah’ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez. Maide 5:87

 

Amin Demek

Buhari Ezan 112, Davet 63; Müslim, Salat 72 (410); Ebu Davut, Salat 172 (932, 933, 936, 937, 938), 364 (1534); Tirmizi, Salat 184 (248), 185 (250); İbn Mace, İkamet 14 (851); Nesai, İftitah 34, 35 (2,144); Muvatta, Salat 44 (1, 87);

Eski Ahit, Tesniye 27:15-36 “Rabbin tiksindiği el işi oyma ya da dökme put yapana ve onu gizlice dikene lanet olsun!” Bütün halk, “Amin!” diye karşılık verecek [bu cümle edilen her bedduadan sonra birer kez olmak üzere on iki kez yinelenir].

Kuran: “Allahu ekber” ve şehadet cümlesi gibi, amin sözcüğü de Kuran’da hiç geçmez. Duaların arkasından herhangi bir sözcük söylenmez. Dahası, Kuran’da dualar kuru söz değil yürekte duyulan istek ve bu istek için çalışmak anlamındadır (karşılaştırınız; 2:200,201,221 10:12, 17:11, 34:19, 38:16, 41:49).

 

Aşure Günü Orucu

“Resulullah buyurdular ki: ‘Aşura orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını Allah’tan umarım.’” Tirmizi, Savm 48, (752).

Eski Ahit, Levililer 16:29-30 Aşağıdakiler sizin için sürekli bir yasa olacak: Yedinci ayın onuncu günü [Aşura günü /Yom Kippur] isteklerinizi denetleyeceksiniz [oruç tutacaksınız]. Gerek İsrailliler’den, gerekse aranızda yaşayan yabancılardan hiç kimse çalışmayacak. Çünkü o gün, Kahin Harun sizi pak kılmak için günahlarınızı bağışlatacaktır. Rabbin huzurunda bütün günahlarınızdan arınacaksınız.

Kuran: Oruç Ramazan’dadır (2:185). Kuran bağlısı kişiler Aşure orucundan veya Kitaplılara özel buyruklardan sorumlu tutulmadığı gibi yanlarında Kuran dururken Kitaplıları taklit etmesinin de gerekçesi olamaz.

 

Tuvalet Kuralları

Tuvalet duası:

“Bana rahatsızlık veren şeyleri giderip, sıhhat ve afiyet hibe eden ALLAH’a hamdolsun.” Buhari, Vudu 144; Müslim, Hayız 729; İbn Mace, Taharet 10, 300, 301; Tirmizi Taharet 7, Tıp 32; Ebu Davut Taharet 6, 30.

Babil Talmudu, Berakot 60b’deki dua: İnsanı boşluklarla ve deliklerle bilgece yaratana hamdolsun. Bunlardan birinin açılıp kapanmasında bozukluk olduğunda insanın senin karşında duramayacağı senin katında bilinir.

 

Tuvaletin yönü, ayakta işeme yasağı, sağ el kuralı:

Buhari, Vudu 19, 155, 156, Eşribe 25, 534, Teyemmüm 388; Müslim, Taharet 63, 507; Ebu Davut, Taharet 18; Tirmizi 1/112, 19/20; İbn Mace, Taharet 307, 308, 325, 346.

Babil Talmudu, Berakot 62a: Rabi Akiba dedi ki: Rabi Yeşu’dan üç şey öğrendim. Doğu ve batı yönünde değil kuzey ve güney yönünde oturulması gerektiğini öğrendim [önünü veya arkasını Kudüs’e dönmemek için]; ayakta değil oturarak yapılacağını öğrendim; sağ elle değil sol elle silinmesi gerektiğini öğrendim. … Tevrat sağ elle verilmişti.

Babil Talmudu, Berakot 61a: Rabilerimiz öğretti ki: İnsanın iki böbreği vardır, biri iyiye yöneltir, öteki kötüye; ve iyi olanın sağdaki olduğunu söylemek doğaldır, çünkü bilge bir adamın anlayışı sağ elindedir, ama ahmağın anlayışı sol elindedir.

 

Tuvalete üzerinde ayet yazılı bir kağıt parçasıyla girilemeyeceği:

Bu konuda bir açık hadis olmasa da ilmihaller ve fıkıh kitapları konunun üzerinde durmuşlardır. Kimi söylentiye göre (İbn Mace, Taharet 322) Muhammed Peygamber parmağında “Allah’ın elçisi” yazan yüzüğü bile tuvalete girerken çıkarırmış.

Babil Talmudu, Sanhedrin 21b: …“Bu yasa örneğini yanında bulunduracak, yaşamı boyunca her gün onu okuyacak” yazılmış olduğu için [Tesniye 17:19] üzerinde onu [muska veya Tevrat] taşır durumdayken tuvalete veya hamama giremez.

 

Tuvaletteyken konuşmanın yasak olması:

Ebu Davut, Taharet 15, Teyemmüm 330; İbn Mace, Taharet 366, 377,379, 381

Babil Talmudu, Berakot 62a: Tuvalette (azabı önlemek için) sessiz olunmalıdır.

 

Kuran: Kuran’da böyle kurallar yoktur. Kuran’ın kağıdı ve mürekkebi değil, anlamı kutsaldır. Kuran’da Yahudilerin gereksiz ayrıntıya dalmaları eleştirilir ve bunun nedeni olarak inkara eğilimli olmaları gösterilir (2:68-71, 5:101). Kuran eksiksizdir (6:38,114-115…).

 

Eşin Çıplak Bedenini Görme Yasağı

“Eşinizle ilişkiye gireceğiniz zaman örtünün ve eşekler gibi çıplak olmayın.” İbn Mace, Nikah, 27, 28 (1921, 1922).

Babil Talmudu, Şabat 86a: İsrailoğulları kutsaldırlar ve gündüzün birlikte olmazlar. Ama … ev karanlıksa izin vardır. … Giysilerle karanlık yapılabiliyorsa izin vardır.

Babil Talmudu, Nedarim 20b: Rebbetzin (haham karısı) İma Şalom’a soruldu: Neden çocuklarınız bu denli güzel? Yanıtladı: Çünkü kocam benimle ne gecenin başında ne de sonunda konuşuyor [birlikte oluyor]. Yalnızca gece yarısı konuşuyor. Ve “konuşurken” bir el büyüklüğü kadar açıyor ve kapatıyor…

Kuran: Yahudiler ineğin rengini sormayı sürdürmektedirler (2:67-71, 5:101-102). Kuran fizyolojiye uygun, normal yolla olmak koşuluyla bağlılarını ilişki konusunda özgür bırakmıştır (2:222-223).

 

Kaş Almanın Yasak Olması

Buhari, Libas 84; Müslim, Libas 120; İbn Mace 2066, Libas 47 (3655); Ebu Davut, Libas 11 (4049).

Eski Ahit, Tesniye 14:1 Siz Tanrınız Rabbin çocuklarısınız. Ölülere ağıt yakmak için bedenlerinizi yaralamayacaksınız. İki kaş arasındaki tüyleri almayacaksınız.

Kuran: Mescitlerde düzgün ve güzel görünmeyi buyurmakla birlikte (7:31) Kuran önemsiz ayrıntılarla ilgilenmez. Kişinin anlam dünyasını ve gündelik yaşamını vahyin öğretisiyle dolaylı da olsa ilgisi bulunmayan önemsiz ayrıntı ve kurallarla doldurması Yahudi dininin özelliğidir.

 

 

Sakal ve Etek Traşı

Sakal:

Buhari, Libas 64, 65; Müslim, Taharet 53 (259); Muvatta, Şaar 1 (2, 947); Ebu Davut, Tereccül 16 (4199); Tirmizi, Edep 18 (2764), Edep 16, (2761); Nesai, Taharet 15 (1,16).

Eski Ahit, Levililer 19:27 Başınızın yan tarafındaki saçları kesmeyecek, sakalınızın kenarlarına dokunmayacaksınız.

Yahudi ilmihali Şulhan Aruh’ta ustura /jiletle traş olmak yasaklanır.

 

Etek Traşı:

Buhari, Libas 63, 64, İstizan 51; Müslim, Taharet 39 (257); Muvatta, Sıfatun Nebiy 3 (2, 921); Tirmizi, Edep 14 (2757); Ebu Davut, Tereccül 16 (4198); Nesai, Taharet 10,11 (1,14,15); Müslim, 56 (261); Ebu Davut, Taharet 29 (53); Tirmizi, Edep 14 (2758); Nesai, Zinet 1 (8,126,127).

Eski Ahit, Sayılar 8:7 Onları arındırmak için şöyle yapacaksın: Günahtan arındırma suyunu üzerlerine serp; bedenlerindeki bütün kılları tıraş etmelerini, giysilerini yıkamalarını sağla. Böylece arınmış olurlar.

 

Kuran: Kuran’da böyle şeyler aramaya kalkışmak bile onun ana fikrinin anlaşılmamış olduğunun göstergesidir. Hele Amerika yerlileri gibi sakalsız ırklar varken…

 

Muhammed Peygamber’in Mucizeleri

Peygamber’e pek çok mucize yakıştırılmıştır. Bunların arasında pek çoğu yiyecek ve sudaki olağanüstü bollaşma içerir. Bunlarla Eski Ahit elçilerinin ve Talmud’un bilge hahamlarının mucizeleri arasındaki benzerlik dikkat çekicidir.

Ebu Talha Allah’ın elçisini yemeğe çağırır. Allah’ın elçisi yanına sahabeyi de alıp gelir. Ev sahibi mahçup olur çünkü bir kişilik yemeği vardır. Elçi yiyeceğe dokunur, yiyeceği kutsar ve sahabeden on kişiyi sofraya çağırmasını söyler. Doyana dek yerler ve çıkarlar. On kişi daha çağırmasını söyler. Doyana dek yerler ve çıkarlar. Doymayan kimse kalmayana dek böyle sürer. Sofradaki yemek eksilmez. Buhari, 65/293 (5381); Müslim, Eşribe 191 (2040); Muvatta, Sıfatünnebi 19 (1692).

Bir hurma yetiştiricisi o yıl iyi ürün alamadığı için Yahudi’ye borcunu ödeyemez. Allah’ın elçisi Yahudi’den borcu ertelemesini ister ama geri çevrilir. Allah’ın elçisi çiftçiye hurmaları toplamasını söyler. Topladığı hurmalarla borcu öder, üstüne hurma bile artar. Çiftçi şaşkınlık ve sevinçle elçinin yanına koşar. Elçi, “Allah’ın elçisi olduğuma tanıklık ederim” der. Buhari, 65/354 (5443); Nesai, Visaye 29 (3639);

Eski Ahit, II. Krallar 4:1-7 Bir gün, peygamber topluluğundan bir adamın karısı gidip Elişa’ya şöyle yakardı: “Efendim, kocam öldü! Bildiğin gibi Rabbe tapınırdı. Şimdi bir alacaklısı geldi, iki oğlumu benden alıp köle olarak götürmek istiyor.” Elişa, “Senin için ne yapsam?” diye karşılık verdi, “Söyle bana, evinde neler var?” Kadın, “Azıcık zeytinyağı dışında, kulunun evinde hiçbir şey yok” dedi. Elişa, “Bütün komşularına git, ne kadar boş kapları varsa iste” dedi. “Sonra oğullarınla birlikte eve git. Kapıyı üzerinize kapayın ve bütün kapları yağla doldurun. Doldurduklarınızı bir kenara koyun.” Kadın oradan ayrılıp oğullarıyla birlikte evine gitti, kapıyı kapadı. Oğullarının getirdiği kapları doldurmaya başladı. Bütün kaplar dolunca oğullarından birine, “Bana bir kap daha getir” dedi. Oğlu, “Başka kap kalmadı” diye karşılık verdi. O zaman zeytinyağının akışı durdu. Kadın gidip durumu Tanrı adamı Elişa’ya bildirdi. Elişa, “Git, zeytinyağını sat, borcunu öde” dedi. “Kalan parayla da oğullarınla birlikte yaşamını sürdür.”

Eski Ahit, II. Krallar 4:42-44 Baal-Şalişa’dan bir adam geldi. Tanrı adamına o yıl ilk biçilen arpadan yapılmış yirmi ekmekle taze buğday başağı getirdi. Elişa uşağına, “Bunları halka dağıt, yesinler” dedi. Uşak, “Nasıl olur, bu yüz kişinin önüne konur mu?” diye sordu. Elişa, “Halka dağıt, yesinler” diye karşılık verdi, “Çünkü Rab diyor ki, ‘Yiyecekler, birazı da artacak.’ ” Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. Rabbin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.

Kuran: Allah’ın her peygambere lütfu ayrı olmuştur (2:253, 17:55). Kuran’ın peygamberine İsa’ya veya Musa’ya verilen türden mucizeler verilmemiştir:

Dediler ki: “Bize yeryüzünden bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız!” Veya “Hurmalar ve üzümlerle dolu bir bahçen olmalı ve arasından çağıldayan ırmaklar akıtmalısın!” Veya “Öne sürdüğün gibi üzerimize parçalar biçiminde gökyüzünü düşürmelisin!” Veya “Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin!” Veya “Altından yapılmış bir evin olmalı!” Veya “Gökyüzüne yükselmelisin; okuyacağımız bir kitap indirmedikçe yükselmene de inanmayız!” De ki: “Benim efendim tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Ben, elçi olan bir insanoğlundan başka bir şey miyim?” İsra 17:90-93

Kuran elçisinin “doğaüstü” gösteriler yapmış olmasını dileyenlerin, onun mesajının içeriğini önemsemedikleri açıktır. Ayrıca 6:9,35,109-111, 10:96-97 ve 43:31 ayetlerini de inceleyiniz.

 

Muhammed Peygamber’e Yakıştırılan Sübyancılık

Muhammed Peygamber’in Ayşe’yi çocukken alması hadisi: Buhari 67. kitap 69, 93 (5133, 5158), Ebu Davut 26. kitap, 60, 61, 184 (3255, 3256, 3379); İbn Mace 9. kitap, 1877/1951.

Eski Ahit, Levililer 20:10-21 arasında cinsel yasaklar sayılır. Eşcinsellik ve hayvanlarla ilişki de atlanmaz. Ama sübyancılıktan söz edilmez. Kitabın kalanında sübyancılığı akla getirecek bölümlerde, yine yasaklanmaz:

Eski Ahit, Sayılar 31:17-18 Şimdi bütün erkek çocukları ve erkekle yatmış kadınları öldürün. Yalnız erkekle yatmamış genç kızları kendiniz için sağ bırakın.

Eski Ahit, Çıkış 21:7 Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak.

Bu bölümler aynı zamanda Müslüman kültüründeki cariye ve harem anlayışlarının kaynağını belli eder.

Babil Talmudu, Niddah 44b: Mişna: Üç yaş, bir günlük kız çocuğuyla cinsel işikli yoluyla söz kesilebilir.

Babil Talmudu, Yevamoth 60b: Rabi Simeon ben Yohai dedi ki: Üç yaşın altındaki bir dönmenin [Yahudiliğe dönme] bir hahamla evlenmesine izin vardır.

Yine Babil Talmudu’nun Sanhedrin 55b ve Ketubot 11b bölümlerinde bir Yahudi’nin üç yaşındaki bir çocukla cinsel ilişki kurarak evlenebileceği yazılıdır. Aboda Zara 37a’da Yahudi olmayan bir kız çocuğunun üç yaşında cinsel ilişkiye hazır olduğu yazılıdır. Dolayısıyla Sayılar 31:17’de sağ bırakılacak “genç kız”ların yaşları 3’ten başlar. Bununla birlikte Talmud’da cinsellik ve evlilik yaşı için aynı hadis kitaplarında olduğu gibi birbiriyle çelişen türlü ifade ve yargılar bulunur. Muhammed Peygamber’in çocukla evlenmesi Yahudi hahamların iftirasıdır.

 

Babil Talmudu, Sanhedrin 55b: “Üç yaş bir günlük bir bakireyle cinsel ilişki yoluyla evlenilebilir.” Kaynak: halakhah.com

Kuran: 4:6 ayetinden evlenme yaşının kişinin geçimini üstlenebileceği yaşa yakın bir yaş olduğu ortaya çıkar. 4:25 ayetinde güvençli (mümin) genç kızların evlenmesinden söz edilir. Birincisi, çocuktan mümin olmaz. İkincisi, çocuklara genç kız (fetayati) denmez. Kuran Muhammed Peygamber’in yüksek ahlaklı, olgun ve sağduyulu biri olduğunu söylerken (3:159, 68:4) ne ilginçtir ki İslam düşmanları ile mezhepçi /gelenekçi Müslüman din adamlarının çoğunluğu onun sübyancılığı konusunda uzlaşmaktadırlar.

 

Elçisinin Allah’la Pazarlık Yapması (Miraç Hadisleri)

Buhari, Bedül Halk 6, Enbiya 8, 22, 43, Edep 69, Menakıbul Ensar 42, Tevhid 36, 19, 37, Tabir 48, Ezan (Sıfatus Salfit) 166, Teheccüt 12, Cenaiz 93, Büyü 2, Cihat 4, Tefsir, Bakara 1, Rikak 51; Müslim, İman 264, 318, 322, 323; Tirmizi, Salat 159 (213), Rüya 10 (2295); Nesai, Salat, 1 (217-218, 449).

Eski Ahit, Yaratılış 18:23-33 Rabbe yaklaşarak, “Haksızla birlikte haklıyı da mı yok edeceksin?” diye sordu, “Kentte elli doğru kişi var diyelim. Orayı gerçekten yok edecek misin? İçindeki elli doğru kişinin hatırı için kenti bağışlamayacak mısın? Senden uzak olsun bu. Haklıyı, haksızı aynı kefeye koyarak haksızın yanında haklıyı da öldürmek senden uzak olsun. Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı.” Rab, “Eğer Sodom’da elli doğru kişi bulursam, onların hatırına bütün kenti bağışlayacağım” diye karşılık verdi. İbrahim, “Ben toz ve külüm, bir hiçim” dedi, “Ama seninle konuşma yürekliliğini göstereceğim. Kırk beş doğru kişi var diyelim, beş kişi için bütün kenti yok mu edeceksin?” Rab, “Eğer kentte kırk beş doğru kişi bulursam, orayı yok etmeyeceğim” dedi. İbrahim yine sordu: “Ya kırk kişi bulursan?” Rab, “O kırk kişinin hatırı için hiçbir şey yapmayacağım” diye yanıtladı. İbrahim, “Ya Rab, öfkelenme ama, otuz kişi var diyelim?” dedi. Rab, “Otuz kişi bulursam, kente dokunmayacağım” diye yanıtladı. İbrahim, “Ya Rab, lütfen konuşma yürekliliğimi bağışla” dedi, “Eğer yirmi kişi bulursan?” Rab, “Yirmi kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı. İbrahim, “Ya Rab, öfkelenme ama, bir kez daha konuşacağım” dedi, “Eğer on kişi bulursan?” Rab, “On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı. Rab İbrahim’le konuşmasını bitirince oradan ayrıldı, İbrahim de çadırına döndü.

Resim: Hadiste sözü edilen Burak adındaki hayvanın kaynağı da Yahudi mitolojisidir. Solda: İran kaynaklı, Burak’a binmiş Muhammed resimlerinden biri. Bir örneği http://www.bl.uk/onlinegallery/sacredtexts/nizami.html adresinde görülebilir. Sağda: Eski Ahit, Hezekiel 1-2’yi betimleyen 1670 tarihli Matthäus Merian’a ait kazıma resim. Ortadaki yaratık Hezekiel’i Tanrı’ya taşıyan Yahudi “Burak”ıdır. Burak imgesinin
Sümer-Asur-Babil’de aldığı ad Lamassu’dur. Yahudilik dini Babil’in pek çok imge ve inancını içine almış ve bugüne taşımıştır.

burak

Miraç hadisinde Muhammed Peygamber’in günlük namaz sayısıyla ilgili olarak Allah’la sözde pazarlık edişi İbrahim’in nüfus pazarlığına rastlantı olamayacak denli benzer. Canına kıyılacak iyi kul sayısının 50’den 10’a düşmesi gibi, ilgili hadiste namaz vakti sayısı 50’den 5’e düşer.

Kuran: Muhammed Peygamber’den göğe çıkmasını bekleyen, çıkmadığını görünce düş kırıklığına uğrayanlar inkarcılardır (17:93). Din ve Tanrı imgelemleri büyük oranda Yahudi kültürünün etkisi altında bulunan mezhepçi, gelenekçi İslam bilginleri 17:1 ve 53:1-18 ayetlerinin miracı anlattığını öne sürerler. Ancak bu ayetlerde namaz pazarlığı veya ölmüş elçilerle görüşme gibi akıl dışı olaylara işaret yoktur. Musa’nın ölümünü ertelemesi hadisinde olduğu gibi Allah’ın verdiği karardan vazgeçtiğini öne sürülerek ona bir zayıflık yakıştırılmaktadır. Allah onların yakıştırmalarından çok, ama çok uzaktır (2:80, 30:6, 39:20). Elçi’nin göğe yükselmiş olmasını dileyip bundan tatmin olanlar Allah’ı hakkıyla takdir edememişlerdir (22:73-75).

Öte yandan Yahudiler Tevrat’ta Yakup’un Tanrı’yla güreştiğini, Musa’nın onu gözüyle gördüğünü öne sürerler. Yahudiler Musa’nın Sina Dağı’nda göğe yükseldiğini, yani miraç yaptığını söyleyerek onu yüceltirler. Yaratılış 18’de Tanrı, yanındaki iki melekle İbrahim’in karşısındadır. Kuran aynı olayı anlattığı bölümde yalnızca iki melekten söz eder, üçüncüsü yoktur. Hadis uyduran hahamlar Musa’yı çıkardıkları gibi Muhammed’i göğe, Tanrı’nın “makam odasına” çıkarırlar. Hadisin başlangıcında Muhammed’in yanına yine üç kişinin gelmesi dikkat çekicidir. Hadiste en yüksek düzeyde, Tanrı’ya en yakın elçi olarak yine Musa’nın anılması, öyküye atılan apaçık Yahudi imzasıdır. Musa’nın adının ilgili, ilgisiz sayısız hadiste anılması bunları uyduranların niyetleri veya bilinçaltlarıyla ilgili ipuçları vermektedir.

Şimdi Miraç olayını anlattığı ileri sürülen 17:1 ayetini ve devamını dikkatle okuyalım:

 …kulunu, gecenin birinde Mescidi Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa’ya [en uzak/uç mescide] yürütmüştür. Bu, ayetlerimizden bir kısmını o kulumuza göstermek/onu ayetlerimizden biri olarak göstermemiz içindir. İsra 17:1

Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. …Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kuran’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. İsra 17:59-60

Az kalsın seni, sana vahiy ettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrisini bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi. İsra 17:73

Dediler ki: “Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız. İsra 17:90

…yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız.” İsra 17:93

Ve şu üç ayete dikkat edelim:

Andolsun, biz Musa’ya açık-seçik dokuz mucize verdik. İsra 17:101

…Yemin olsun biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. İsra 17:55

O yakarıp durduklarınızın kendileri, en çok yakınlık kazanmışları da dahil, Rablerine varmaya vesile ararlar; onun rahmetini umarlar, onun azabından korkarlar. İsra 17:57

 

Muhammed Peygamber’in Evrenden Önce Yaratılması,
Evrenin Onun “Hürmetine” Yaratılması

Tirmizi, Menakıb 1 (3613).

Eski Ahit, Yeremya 1:4-5 Rab bana [Yeremya’ya] şöyle seslendi: Ana rahminde sana biçim vermeden önce tanıdım seni. Doğmadan önce seni ayırdım, uluslara peygamber atadım.

Eski Ahit, Yeşaya 49:1 Ey kıyı halkları, işitin beni, uzaktaki halklar, iyi dinleyin. Rab beni ana rahmindeyken çağırdı, annemin karnındayken adımı koydu.

Yeni Ahit, Koloseliler 1:15-17 Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı odur [İsa]. Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– onda yaratıldı. Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratıldı. Her şeyden önce var olan odur ve her şey varlığını onda sürdürmektedir.

Kuran: Muhammed elçilerden biridir, yalnızca bir insandır (17:93, 18:110, 41:6). Elçiler yarıştırılmamalıdır:

Şöyle deyin: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a, onun torunlarına indirilene, Musa’ya ve İsa’ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız ona/Allah’a teslim olanlarız.” Bakara 2:136

…Hepsi; Allah’a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. “Allah’ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız.” Bakara 2:285

Onlar ki Allah’ı ve onun resullerini inkar ederler, Allah’la onun resulleri arasını açmak isterler de “bir kısmına inanırız, bir kısmını inkar ederiz” derler; böylece imanla inkar arasında bir yol tutmak isterler. 4:150

 

Muhammed Peygamber’in Sorgu Gününde Aracılığı

Buhari, Tevhit 36, 19, 37, Enbiya 3, 8, Rikak 51, Tefsir, Bakara 1, Beni İsrail 5; Müslim, İman 322 (193), 327 (194); Tirmizi, Kıyamet 11 (2436), Menakıb 3, (3617).

Yeni Ahit, I. Timoteos 2:5-6 Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.

Romalılar 8:27-34 Yürekleri araştıran Tanrı, Ruh’un düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Tanrı’nın isteği uyarınca kutsallar için aracılık eder. … Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir.

Yeni Ahit, I. Yuhanna 2:1 Yavrularım, bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Ama içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur.

Yeni Ahit, İbraniler 8:6 Şimdiyse, İsa daha iyi vaatler üzerine kurulmuş daha iyi bir antlaşmanın aracısı olduğu kadar, daha üstün bir göreve de sahip olmuştur.

Yeni Ahit, İbraniler 7:24-25 Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği* süreklidir. Bu nedenle onun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.

Kuran: Kahin (İbr. kohen) din adamı, rahip anlamındadır. Yahudi ve Hristiyan inanışına göre Tanrı’nın yeryüzündeki aracılarıdır. Gökte, uzakta olan, ara sıra yeryüzüne “karışan” Tanrı imgelemi pagan, Yahudi ve Hristiyan kökenlidir.

Kuran işte bunu kesinlikle reddeder. Tanrı her yerdedir, her eylemin öznesidir, sıfır uzaklıktadır ve aracısı olamaz (8:24, 50:16, 55:29). Allah’tan kaçıp korunmak, kayırılmak, cehennemden çıkmak veya cehennemi hak edenin cezasının iptal edilmesi gibi bir anlamda aracılık kesinlikle söz konusu değildir:

İster af dile onlar için, ister dileme. Yetmiş kez af dilesen de onlar için, Allah onları affetmeyecektir. Çünkü onlar Allah’ı da resulünü de inkar ettiler. Tevbe 9:80

Onun [Allah’ın] dışında bir sığınak/bir dayanak asla bulamazsın. Kehf 18:27

Onlar, onun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Enbiya 21:28

Onun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçi. Secde 32:4

Allah, kuluna kafi değil mi, yetmiyor mu? Seni ondan başkalarıyla korkutuyorlar. … De ki: “Şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi onundur.” Zümer 39:36-44

Elçilere aracılık görevi verilmemiştir:

[Yusuf:] “Gerçi ben, Allah’ın takdir ettiği bir şeyi sizden savamam, hüküm yalnız Allah’ındır.” Yusuf 12:67

 

Cennete İlk Girecek Olanın Muhammed Peygamber Olması

Müslim, İman 333 (197), Elbani, Zaifa 5/354.

Yeni Ahit, Yuhanna 14:1-3 Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı’ya iman edin, bana da [İsa] iman edin. Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.

Not: Şiilerin hadis kitapları Nurul Ebsar ve Kenzul Ummal’a göre cennete ilk girecek olan Ali’dir.

Kuran: Cennete giriş sırası gibi anlamsız ayrıntılar yoktur. Elçilerin hiç biri aracı değildir, herkes gibi onlar da hesap verecektir (12:67, 7:6).

 

Muhammed Peygamber’in İşitiyor Olması

Ebu Davud, Menasik 100, (2041).

Yeni Ahit, İbraniler 7:24-25 Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği süreklidir. Bu nedenle onun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.

Yeni Ahit, Romalılar 8:34 Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir.

Kuran: Muhammed Peygamber ölmüştür (6:50 17:93, 18:110, 25:7, 41:6). Ölüler işitmez (6:111). Mescitlerde Allah’tan başkası çağrılamaz (1:5, 72:18).

 

Muhammed Peygamber’in İlk Ayeti Issız Bir Dağda Alması

Buhari, Bedül Vahiy, Enbiya 21, Bedül Halk 6, Tefsir, Müddessir, Alak Tabir 1; Müslim, İman 252 (160), 257 (161); Tirmizi, Menakıb 13 (3636).

Eski Ahit, Çıkış 3:1-2 Musa kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro’nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı Dağı’na, Horev’e vardı. Rabbin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. …

Eski Ahit, Malaki 4:4 Kulum Musa’nın yasasını, bütün İsrail’e iletmesi için Horev Dağı’nda ona verdiğim kuralları, ilkeleri anımsayın.

Kuran: Muhammed Peygamber’in vahiy aldığı bir dağ veya mağara adı anılmaz. Varsayımlar,  kestirimler ve sanılardan yola çıkarak bilinen olgularla çelişen yargılara varmak yanlıştır (17:36).

 

Muhammed Peygamber’in Yüzünün ve Giysilerinin Işık Saçması

“Peygamberin yüzü ay gibiydi.” Tirmizi, Fezail 49 (3996).

“Alnı geceyi aydınlatan lamba gibi parlardı.” Beyhaki, Delailün Nübüvve, 1/280

Beyhaki’nin kitabı benzer ve daha abartılı öykülerde doludur.

Eski Ahit, Çıkış 34:29 Musa elinde iki antlaşma levhasıyla Sina Dağı’ndan indi. Rab’la konuştuğu için yüzü ışıldıyordu, ama kendisi bunun farkında değildi.

Yeni Ahit, Luka 9:29 İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.

Yeni Ahit, Matta 17:1-3 Altı gün sonra İsa, yanına yalnız Petrus, Yakup ve Yakup’un kardeşi Yuhanna’yı alarak yüksek bir dağa çıktı. Onların gözü önünde İsa’nın görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu. O anda Musa’yla İlyas öğrencilere göründü. İsa’yla konuşuyorlardı.

Yeni Ahit, Markos 9:3-4 Giysileri göz kamaştırıcı bir beyazlığa büründü; yeryüzünde hiçbir çamaşırcının erişemeyeceği bir beyazlıktı bu. O anda Musa’yla İlyas öğrencilere göründü. İsa’yla konuşuyorlardı.

Kuran: Muhammed Peygamber bizim gibi bir insandır (6:50 17:93, 18:110, 25:7, 41:6). Ondan sürekli bir mucize gerçekleştirmesini bekleyenler inkarcılardır (6:109).

And olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkardan başka bir şeyde diretmediler. Dediler ki: “Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız. Yahut senin; hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi, göğü, parçalar halinde üzerimize düşürmelisin yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza dikmelisin. Yahut altından bir evin olmalı yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indireceğin zamana kadar, asla inanmayız.” De ki: “Rabbimin şanı yücedir. Ben, insan bir resulden başka neyim ki?” İsra 17:89-93

 

Güneşin Muhammed Peygamber İçin Bekletilmesi

“Güneş Beytül Makdis’e yürüdüğü günlerde Yuşa hariç hiçbir kimse için durdurulup geri bırakılmamıştır.” Ahmed bin Hanbel, II, 325.

“… Muhammed ‘Ey Allah’ım, benim için güneşi bir müddet tut’ dedi. Allah o peygambere zafer ihsan edinceye kadar güneş hapsedilip tutuldu.” Buhari, Farzul Salat 8; Müslim, Cihat 32; Ahmet bin Hanbel, II, 318; Beyhaki, Sünen, VI, 290.

Eski Ahit, Yeşu 10:12-15 Rabbin Amorlular’ı İsrailliler’in karşısında bozguna uğrattığı gün Yeşu halkın önünde Rabbe şöyle seslendi: “Dur, ey güneş, Givon üzerinde ve Ay, sen de Ayalon Vadisi’nde.” Halk, düşmanlarından öcünü alıncaya dek güneş durdu, ay da yerinde kaldı. Bu olay Yaşar Kitabı’nda da yazılıdır. Güneş, yaklaşık bir gün boyunca göğün ortasında durdu, batmakta gecikti. Ne bundan önce, ne de sonra Rabbin bir insanın dileğini işittiği o günkü gibi bir gün olmamıştır. Çünkü RAB İsrail’den yana savaştı. Yeşu bundan sonra İsrail halkıyla birlikte Gilgal’daki ordugaha döndü.

Kuran: Böyle bir olayın sözü geçmez. Varsayımlar,  kestirimler ve sanılardan yola çıkarak bilinen olgularla çelişen yargılara varmak yanlıştır (17:36).

 

Allah’ın Adem’i Kendi Suretinde Yaratması

Buhari, İstizan 1, Enbiya 1; Müslim, Bir 115, Cennet 28.

Eski Ahit, Yaratılış 1:27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı.

Kuran: Tanrı herhangi bir biçime sahip olmaktan aşkındır (4:153, 7:143). Hiç bir şey ona benzemez (112:4).

 

Kadının Erkeğin Kaburgasından Yaratılması

Buhari, Nikah 79, Enbiya 1, Edep 31, 85, Rikak 23; Müslim, Rada 65 (1468); Tirmizi, Talak 12 (1188), İbn Mace, Taharet 567.

Eski Ahit, Yaratılış 2:21-22 Rab Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi.

Yeni Ahit, I. Korint 11:9 Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.

Kuran: Kadın ve erkek birlikte yaratılmışlardır:

Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan onun eşini de vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbimize karşı gelmekten sakının. Nisa 4:1

Kadın ikinci sınıf insan değildir. Erkeğin eşine olan üstünlüğü yalnızca gözetip kollama, geçim sağlama göreviyle ilgilidir:

Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından [kimi konuda] üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. Nisa 4:34

 

Havva’nın Adem’e İlk Günahı İşletmesi

Buhari, Enbiya 1, 25; Müslim, Rada 63 (1470).

Eski Ahit, Yaratılış 3:6-20 Kadın [yasak] ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. … Rab Tanrı kadına, çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim dedi, ağrı çekerek doğum yapacaksın, kocana istek duyacaksın, seni o yönetecek. Rab Tanrı Adem’e, karının sözünü dinlediğin ve sana, meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için toprak senin yüzünden lanetlendi dedi yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın. … Adem karısına Havva adını verdi.

Kuran: Adem’in öyküsünde dişinin ayartıcılığından söz edilmez. Suç birlikte işlenmektedir (2:35-36). “İlk günah” gibi bir kavram yoktur. Sonraki kuşakların ilk iki insanın suçunun cezasını çekmesi gibi bir durum yoktur (17:15). Fizyolojik acı bir ceza değildir. Eşler arasındaki baskın duygu egemen olma hırsı değil, sevgi ve acımadır (20:21). Toprak lanetli değildir, Allah nankörlük edene de, şükredene de verir (2:126,243, 10:60, 17:20, 27:73, 40:61). Adem ilk insanın değil, ilk insan kuşağının ve genel olarak insan soyunun adıdır. 2:35-36 ve 7:24 ayetlerinde bahçeden çıkarılan en az üç kişi olduğu bellidir. Bütün bir insan soyunun bir çiftten çoğalması Kuran’ın yasakladığı ensest ilişkilerden birini gerektirir (4:23).

 

Adem’in Türlü Renkte Topraktan Yaratılması

“Resulullah’ı dinledim, şunu söyledi: ‘Allah, Adem’i yeryüzünün bütün bölümlerinden almış olduğu bir avuç topraktan yarattı. Adem’in oğulları da arzın bölümlerine göre ortaya çıktı. Bir kısmı beyazdır, bir kısmı kızıldır, bir kısmı siyahtır. Bunlar arasında orta olanlar da var. Ayrıca bir kısmı uysaldır, bir kısmı haşindir, bir kısmı kötü kalpli, bir kısmı iyi kalplidir.’” Ebu Davut, Sünnet 17; Tirmizi, Tefsir, Bakara (2948).

Babil Talmudu, Sanhedrin 38a: Rabi Meir derdi ki: İlk insanın toprağı dünyanın bütün parçalarından bir araya getirildi.

Yahudi inanışında Adem ve eşi bu evrenin dışında bir yerde yaratılmış, daha sonra üzerinde olduğumuz dünyaya “ışınlanmışlardır.” Adem resmen bir çömlekçinin testi yaptığı gibi topraktan bir külçe olarak biçimlendirilmiş ve bir anda canlandırılmıştır. Bütün insanlık Adem’in çocuklarının ensest ilişkileriyle türemiştir ve her nasılsa sakat doğuma rastlanmamıştır. Çünkü Yahudilikte İbrahim’in Kuran’daki öyküsünde örneklendiği gibi sorgulayarak gerçeğe ulaşma çabası yoktur, dinin akla yatması gerekmez, hahamların sözleri birer dogmadır ve sondur. Şu örnek Yahudilikte insanlığın ensest ilişkiyle türediği inancını gözler önüne serer:

Babil Talmudu, Sanhedrin 58b: Gelin ve dinleyin! Adem neden kendi kızıyla evlenmedi? Yazıldığı gibi, Kabil kız kardeşiyle evlenebilsin diyedir, ki dünya lütufla inşa edilsin.

Kuran: Kuran’ı Yahudiliğin etkisinde kalmadan çalışan ilk kuşaklar evrimin farkındalardı. İbn Haldun, Nazzam, Cahız gibi pek çok Müslüman bilim adamı kitaplarında evrimden söz etmiştir. Bu kişiler hadis kılığına bürünmüş Yahudi hurafelerine kulak asmamışlar ve Kuran’ın 29:19-20 ayetlerinin “yeryüzünde dolaşıp yaratışın nasıl başladığını inceleme” buyruğunu yerine getirmişlerdir.

Özellikle son birkaç yüzyıldır üzeri örtülen evrimle yaratma konusunu burada kısaca açıklamak belki zordur. Kuran’da insanın yaratılışı ilk canlı hücrenin yaratılışından başlar (32:7-9). Bütün canlılar sudan yaratılmıştır (21:30). İnsan Yahudi inanışında ve hadislerde olduğu gibi evrenin dışından dünyaya ışınlanmamıştır. Sudan, topraktan ve dolayısıyla ilk canlı hücreden evrilerek dünyada yaratılmıştır (6:98, 35:11, 82:7-8, 91:7…). 3:59 ayetinde Allah önce yaratır, ondan sonra “ol” der. Arada geçen süre insanın evrilme süresidir:

İnsan üzerinden, henüz anılan bir şey olmadığı bir süre geçmedi mi zamandan? Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden [nutfe] yarattık. Halden hale geçiririz onu. Sonunda onu işitici, görücü yaptık. İnsan 76:1-2

Yine 35:11 ayetinde insan önce topraktan yaratılır, ondan sonra çiftler halinde var edilir. Yine 3:6, 7:11, 15:28-29, 32:9, 64:3, 75:38, 80:19, 82:7 ve 87:2-3 ayetlerinde insan önce tek hücreli ilk canlı olarak yaratılır, ondan sonra biçim verilip düzenlenir. 15:28 ayetindeki halikun yüklemi yaratacağım değil yaratmaktayım anlamına da gelir. Bu tek hücreli, eşeysiz üreyen ilk canlıdan eşeyli üreyen canlıya ve oradan insana geçiş 4:1 ayetinde açıktır:

Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan onun eşini de vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbimize karşı gelmekten sakının. Nisa 4:1

Adem’in, yani ilk insan kuşağının atıldığı Bahçe (Ar. Cennet) bu dünyadadır. Çünkü şeytan yeryüzündeki bahçeye girebilirken, ölüm sonrası ödül yeri olan bahçeye giremez (2:35-36). Ayrıca bu ayetlerde ve 7:24’te “Bahçeden inin” denenler çoğuldur, yani Adem ve eşi olarak iki kişi olamazlar, Arapçada çoğul üçten başlar. Bunlar bir kuşaktır.

7:10-11 ayetlerinde “Sizi [çoğul] yarattık” dendikten sonra meleklere “Adem’e” secde etmeleri söylenir. Adem tek kişi olamaz.

71:14 ayeti evrimin gerçekliği konusunda kuşkulu zihinlere kararsızlığa izin vermeyecek biçimde güvence verir:

O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek [atvaran] yarattı. Nuh 71:14

Buradaki atvaran sözcüğü TVR (tavr) kökünden gelir ve Türkçe’deki bire bir karşılığı “evirerek”tir. Aynı kökten türeyen tatavvur (تطور) sözcüğü bugünkü Arapçada da evrim anlamında kullanılır.

 

Adem’in Boyunun 30 Metre Olması, Zamanla Kısalması

“Cennete her giren Adem suretinde (ve boyu da altmış arşın boyunda) olacak. Halk şu ana kadar boyca hep eksilmektedir.” Buhari, Enbiya 1, Bedül Halk 8, İstizan 1; Müslim, Cennet 15 (2834), 28 (2841); Tirmizi, Cennet 7 (2540).

Babil Talmudu, Sanhedrin 38b: Rabi Cuda Tanrı’nın adına dedi ki: İlk insanın boyu dünyanın bir ucundan bir ucunaydı. … Ama günah işlediğinde Tanrı elini onun üzerine koydu ve kısalttı.

Kuran: Tam tersinin gerçekleştiğine yorulabilecek ayetler vardır:

Hatırlayın ki, o sizi Nuh toplumundan sonra halefler yaptı ve yaratılışta size daha fazla bir boy-bos [ve/veya çokluk] verdi. Araf 7:69

Bugüne dek bulunan en eski insan fosilleri kısa boyludur.

 

Adem’in Cuma Günü Yaratılması

“Allah dünya toprağını cumartesi, dağları pazar, ağaçları pazartesi, şeytanı salı, ışığı çarşamba günü yaratmış ve hayvanları yeryüzüne perşembe günü dağıtmıştır. Adem’i ise cuma günü öğlenin geç bir vaktine yaratmıştır.” Nesai, Sünenül Kübra, VI, 293; Ebu Yala, Müsned, X, 513-514; Beyhaki, Sünen, IX, 3.

Eski Ahit, Yaratılış 1:1-2:2 … Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu. Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu [bitti]. … Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi.

Kuran: Kuran, Allah’ın evreni altı günde yarattığını söyleyerek Tevrat’ın ilgili ifadesini doğrular (50:38). Ancak burada gün, 24 saat anlamında değil, Türkçede de kullandığımız gibi çağ anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla haftadan ve bir “cuma gününden” söz etmek olanaksızdır. Gerek Kuran’ın ifadelerinden, gerek bilimin bulgularından insanın varlığa gelmesinin evrenin yaşına oranla çok yeni olduğu sonucuna varmaktayız. Ancak bunu metinde görüldüğü gibi ifade etmek ve insanın yaratıldığı günün adını Cuma olarak vermek, hadisi uyduranın kimliğini ve referans noktasını ele vermektedir. Çünkü Yahudilerin anlayışına göre Tanrı, yaratmayı cuma günü bitirmiş ve ertesi gün, cumartesi (Şabat) günü arkasına yaslanıp dinlenmiştir.

 

Musa’nın Ölümünü Ertelemesi

“Ölüm meleği Musa’ya gönderildi. Yanına vardığında Musa ona bir tokat attı ve gözünü çıkardı. Bunun üzerine rabbine geri döndü ve ‘Beni ölümü istemeyen birisine göndermişsin’ diyerek yakındı. Allah çıkan gözünü ona geri verdi ve ‘Yine git ve elini bir öküzün sırtına koymasını söyle, elinin altındaki her kıl için ona bir yıllık ömür verildi’ dedi.” Buhari, Cenaiz 69, Enbiya 31; Müslim, Fedail 157, 158; Nesai, Cenaiz 121; Ahmet bin Hanbel II, 269, 315, 351, 533.

Çıkış 4:24-26 Rab yolda, bir konaklama yerinde Musa’yla karşılaştı, onu öldürmek istedi. O anda Sippora [Musa’nın karısı] keskin bir taş alıp oğlunu sünnet etti, derisini onun [Musa’nın] ayaklarına dokundurdu. ‘Gerçekten sen bana kanlı güveysin’ dedi. Böylece Rab Musa’yı esirgedi.

Tevrat, Yahudileri öldürmek konusunda kararsız bir Tanrı imgelemi sunar:

Eski Ahit, I. Tarihler 21:15 Tanrı Yeruşalim’i yok etmek için bir melek gönderdi. Ama melek yıkıma başlayacağı sırada Rab onu gördü. Göndereceği yıkımdan vazgeçerek halkı yok eden meleğe, “Yeter artık! Elini çek” dedi.

Eski Ahit, II. Samuel 24:16 Melek Yeruşalim’i yok etmek için elini uzatınca, Rab göndereceği yıkımdan vazgeçti.

Kuran: Ölüm ertelenemez. Elçiler da içinde olmak üzere herkes ve her şey Allah’ın iradesine karşı çaresiz ve güçsüzdür (3:144, 11:56, 36:45-47). Allah dilediğini yapandır. Allah hata yapmayacağı için fikir değiştirmez (2:80, 30:6, 39:20). Çoktanrıcıların ve bilgisizlerin zayıflık yakıştırmalarından aşkındır.

 

İbrahim’in Karısı Dururken Hizmetçisinden Çocuk Yapması

Buhari, Enbiya 43 (3364).

Eski Ahit, Yaratılış 16:1-4 Karısı Saray Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, “Rab çocuk sahibi olmamı engelledi” dedi, “Lütfen, cariyemle yat. Belki bu yoldan bir çocuk sahibi olabilirim.” Avram Saray’ın sözünü dinledi. Saray Mısırlı cariyesi Hacer’i kocası Avram’a karı olarak verdi. Bu olay Avram Kenan’da on yıl yaşadıktan sonra oldu. Avram Hacer’le yattı, Hacer hamile kaldı. Hacer hamile olduğunu anlayınca, hanımını küçük görmeye başladı.

Kuran: Kuran’ın yufka yürekli, sevecen, merhametli, Allah’a saygılı olduğunu söylediği İbrahim parçada anlatılan iğrençliği yapmış olamaz. 11:70-74 ayetleri İsmail’i İbrahim’in yaşlı eşinin doğurduğunu bildirir.

 

Nuh’un Oğullarının Adları

Tirmizi, Tefsir, Saffat, (3228-3229).

“Nuh’un zürriyetini devamlı kalanların ta kendileri kıldık (Saffat 77)” mealindeki ayetle ilgili şu açıklamayı rivayet etti: ‘Bunlar Ham, Sam ve Rum’un atası Yafes’tir.’”

Tirmizi, Tefsir, Saffat 3229, Menakıb 3927.

“Resulullah buyurdu ki: ‘Sam Arapların babasıdır. Yafes Rumların babasıdır. Ham Habeşilerin babasıdır.”

Eski Ahit, Yaratılış 5:32 Nuh 500 yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham, Yafet adlı oğulları doğdu.

Eski Ahit, Yaratılış 9:18-19 Gemiden çıkan Nuh’un oğulları Sam, Ham ve Yafet idi. Ham Kenan’ın babasıydı. Nuh’un üç oğlu bunlardı. Yeryüzüne yayılan bütün insanlar onlardan üredi.

Kuran: Kuran’da Nuh’un oğullarının adları geçmez.

 

Kâbe’nin Çevresinde Yedi Kez Dönmek

İbn Mace 2957.

Eski Ahit, Yeşu 6:4 Koç boynuzundan yapılmış birer boru taşıyan yedi kâhin sandığın [Tevrat/On Emir sandığı] önünden gitsin. Yedinci gün kentin çevresini yedi kez dolanın; bu arada kâhinler borularını çalsınlar.

Kuran: Tavaf eylemi Kâbe’nin çevresinde dönmek olarak anlaşılsa bile Kuran’da Kâbe’nin çevresini yedi kez dönme buyruğu yoktur.

Not: Yahudiler Hoşana Rabba kutsal gününde yürüyerek havranın çevresini yedi kez dolanırlar.

 

Hayvanla Cinsel İlişkiye Girmenin Cezası

“Kim bir hayvanla cinsel ilişkiye girerse onu ve hayvanı öldürün.” İbn Mace 2661.

Babil Talmudu, Sanhedrin 54a: Mişna: Erkekle eşcinsel ilişkiye giren ve hayvanla cinsel ilişkiye giren kadın taşlanarak öldürülür. Hayvan da taşlanarak öldürülmelidir.

Kuran: Bu suça özel bir ceza önerilmemiştir. İnsan iyiyi ve kötüyü bilmekte ve toplumun esenliği için gerekli yasal düzeni kurabilmektedir. Kuran’da Yahudilerin gereksiz ayrıntıya dalmaları eleştirilir ve bunun nedeni olarak inkara eğilimli olmaları gösterilir (2:68-71).

Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kuran indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafur’dur, Halim’dir. Sizden önceki bir toplum da onları sormuştu; sonra tutup hepsini inkar ettiler. Maide 5:101-102

 

Deccal

Buhari, Enbiya 50, Hac 132, Edep 43, 95, Hudut 9, Diyat 2, Fiten 8; Ebu Davut, Salat 184 (984), Cihat 35 (2532), Melahim 14 (4323); Müslim, İman 71, 155, 249 (158), 119 (66), Salatul Musafirin 257 (809); Tirmizi, Tefsir, Enam (3074), Fedailul Kuran 6 (2888)…

Yeni Ahit, Vahiy 13:1-8 Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm. Boynuzlarının üzerinde on taç vardı, başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılıydı. Gördüğüm canavar parsa benziyordu. Ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı gibiydi. Ejderha canavara kendi gücü ve tahtıyla birlikte büyük yetki verdi. … Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu’nun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapacak.

Yeni Ahit, I. Yuhanna 2:18 Çocuklar, bu son saattir. Mesih Karşıtı’nın [deccal] geleceğini duydunuz.

Yeni Ahit, Markos 13:22 Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar, belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse seçilmiş olanları saptıracaklar.

Kuran: Deccal’den söz edilmez. Hakkında hiçbir belirti ve kanıt olmayan konularla uğraşmak Müslümanın işi değildir (17:36). Muhammed Peygamber geleceği bilmez:

De ki: “… Eğer gaybı [bilinmeyeni] bilseydim elbette daha çok hayır yapardım. Ama bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim.” Araf 6:189

 

Mehdi’nin /Mesih’in /İsa’nın /Ali’nin Dünyaya Dönecek Olması

Buhari 1018, 1272, 1406, 3265; Ebu Davud, Mehdi 1 (4282-85); Tirmizi, Fiten 46, 2331-34; Müslim, İmare 7, 71, 136, 155; İbn Mace 4085.

Mesih, Yahudilerin beklediği önderdir. Eski Ahit’te Mesih’e bolca gönderme olduğuna inanırlar. Talmud’da “Davut’un oğlu” adıyla da geçer ve gelmesi için gerçekleşmesi gereken felaketler sayılır (Sanhedrin 97a, 98b, Abodah Zara 5a, Ketubot 112b, Sota 48b, Yebamot 63b, Nidda 13b…). Hristiyanlar da Yeni Ahit’teki benzer göndermelerin İsa’nın dönüşünü veya ikinci gelişini müjdelediğini olarak kabul ederler. Yahudiler için Mesih, diğer uluslarla savaşıp onları yok etmelerini sağlayacak önderken, Hristiyanlar için de İsa Karşıtı (deccal) ile savaşacak kişidir. Bu savaş yeryüzündeki son ve en büyük savaş olacaktır. Bu mitolojinin kimi öğeleri geleneksel İslam mezheplerine farklı biçimlerde geçmiştir.

Eski Ahit’te Mesih’ten söz ettiğine inanılan bölümlerden örnekler:

Eski Ahit, Yaratılış 49:10 Sahibi [şilo /moşia /Mesih] gelene kadar krallık asası Yahuda’nın elinden çıkmayacak, yönetim hep onun soyunda kalacak, uluslar onun sözünü dinleyecek.

Eski Ahit, Sayılar 24:14-20 Gel, bu halkın gelecekte [Yahudi] halkına neler yapacağını sana bildireyim. … Yakup soyundan bir yıldız çıkacak, İsrail’den bir önder yükselecek. Moablılar’ın alınlarını, Şetoğulları’nın başlarını ezecek. Düşmanı olan Edom ele geçirilecek, evet, Seir alınacak, ama İsrail güçlenecek. Yakup soyundan gelen kişi önderlik edecek, kentte sağ kalanları yok edecek. Balam [Belam] Amalekliler’i görünce şu bildiriyi iletti: “Amalek halkı uluslar arasında birinciydi, ama sonu yıkım olacak.”

Ayrıca bkz: Tesniye 30.

Yeni Ahit’te Mesih’ten söz ettiğine inanılan bölümlerden örnekler:

Yeni Ahit, Matta 24:21 Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.

Yeni Ahit, Yuhanna 14:3 Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.

Yeni Ahit, Elçilerin İşleri 1:10-11 İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi. “Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?” diye sordular. “Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.”

Yeni Ahit, Luka 21:25-27 Güneşte, ayda ve yıldızlarda belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. O zaman İnsanoğlu’nun bulut içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.

Yeni Ahit, Matta 24:27 Çünkü İnsanoğlu’nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.

Ayrıca bkz: Vahiy 19.

Kuran: Ne İsa, ne Muhammed, ne başkası ölümden geri gelecektir, ne de yeni bir elçi gönderilecektir (33:40).

 

Kıyamet Savaşı /Melhametül Kübra /Armagedon

Buhari, Fiten 24, Cihad 94, Menakıb 25, İstitabe 8; Müslim, Fiten 17, 79 (2921), İman 248 (157); Tirmizi, Fiten 56 (2237).

Eski Ahit, Danyal 11:40 Son gelince, Güney Kralı Kuzey Kralı’yla savaşa tutuşacak. Kuzey Kralı savaş arabalarıyla, atlılarla, birçok gemilerle saldıracak. Her şeyi süpürüp götüren sel gibi taşarak birçok ülkeden geçecek.

Eski Ahit, Yoel 3:2 Bütün ulusları toplayıp Yehoşafat Vadisi’ne indireceğim. Mirasım olan İsrail halkını uluslar arasına dağıttıkları ve ülkemi bölüştükleri için onları orada yargılayacağım.

Yeni Ahit, Vahiy 16:14-16 Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar. Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon [har Megiddo /Megido tepesi] denilen yere topladılar.

Ve savaştan sonra bin yıl barış çağı (altın çağ) yaşanacağı inancının kaynağı:

Yeni Ahit, Vahiy 20:1-6 Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı. Melek ejderhayı –İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı– yakalayıp bin yıl için bağladı. Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor. … İlk dirilişe dahil olanlar mutlu ve kutsaldır. İkinci ölümün bunların üzerinde yetkisi yoktur. Onlar Tanrı’nın ve Mesih’in kâhinleri olacak, onunla birlikte bin yıl egemenlik sürecekler.

Kuran: Son ve büyük bir savaşla ilgili bilgi bulunmaz. Muhammed Peygamber geleceği bilmez:

De ki: “…Gizli gerçekleri [gaybı] bilseydim, iyi şeyleri çoğaltırdım; başıma bir kötülük de gelmezdi. İnanan bir toplum için, yalnızca uyarıcı ve muştulayıcıyım!” Araf 7:188

 

Kudüs’ün Kutsallığı

Tirmizi, Fiten 79 (2270); Müslim, İman 282, Hac 15 (415, 511, 512).

Eski Ahit, Ağıtlar 2:15 Yeruşalim [Kudüs] kızına baş sallayıp ıslık çalarak, “Bütün dünyanın sevinci, güzellik simgesi dedikleri kent bu mu?” diyorlar.

Kitabı Mukaddes’te Kudüs sayısız kez geçer. Buraya örnek olarak birini alıyorum. Yahudi krallığının başkenti ve Yahudilerin sözde kurtarıcısı olarak gönderilecek olan mesihin krallığını duyuracağı yerdir. Aralarında Miraç öyküsünün de olduğu bir iki hadis, tefsir derken Kudüs’ün kutsallığı masalı Müslümanlar arasında çığ gibi büyümüştür. Bir Kuran bağlısı için bütün dünya “mescit”tir, Kudüs’ün bir özelliği yoktur.

Geleneksel İslam tarihi kaynaklarından sayılan Tarihül Yakubi’ye göre VII. yy’da İslam toplumları politik olarak bölünmüştü. Mekke halifesinin Suriyeli hacıları etkilemesinden ve kendine bağlılık sözü verdirmesinden rahatsızlık duyan Şam Emevileri, dinsel ve politik otoritelerinin zayıflamasından kaygılanarak Kudüs’te Mescidi Aksa’yı genişletip yanına Kubbetüs Sahra’yı inşa ettiler. Suriye halifesi Abdülmalik bin Mervan’dan önce Müslümanların Kudüs’ü ziyaret ettikleriyle ilgili kayıt yoktur.

Kuran: Kuran’da Kudüs kentinin adı geçmez. Çoğu çeviride bir kanıta dayanmadan “Mescidi Aksa” olarak çevrilmeden bırakılan sözcük “en uzak /en ileri mescit” anlamındadır. İlginç olan şudur, mescit yapıldığında adını Kuran’dan almıştır, tersi olmamıştır. Çünkü kabul ettikleri tarihsel kaynaklara göre mescit Kuran indikten sonra yapılmıştır.

 

Fırat ve Nil’in Kutsallığı, Cennet Irmakları Olması

Müslim, Cennet 26 (2839), İman 264 (164); Buhari, Eşribe 12, Bedül Halk 6, Enbiya 22, 43, Menakıbul Ensar 42; Tirmizi, Tefsir İnşirah 3343; Nesai, Salat 1 (1, 217, 218).

Eski Ahit, Yaratılış 15:18-21 O gün Rab Avram’la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: “Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim.”

Kuran: Kuran hiç bir akarsuyun kutsallığından söz etmez.

 

Yecüc ve Mecüc’ün Silahları

“Müslümanlar Yecüc ve Mecüc’ün yaylarını, oklarını ve kalkanlarını yedi yıl boyunca odun olarak kullanacaklar.” İbn Mace, Fiten 151 (4076).

Eski Ahit, Hezekiel 39:4-10 Sizi [Yecüc/Gog] yem olarak her çeşit yırtıcı kuşa, yabanıl hayvana vereceğim. Mecüc’ün [Magog] ve kıyıda güvenlik içinde yaşayanların üzerine ateş yağdıracağım. O zaman benim Rab olduğumu anlayacaklar. … O zaman İsrail kentlerinde yaşayanlar dışarı çıkıp topladıkları silahları yakacaklar. Küçük büyük kalkanları, yayları, okları, sopaları, mızrakları ateşe atacaklar. Bunlarla yedi yıl ateş yakacaklar.

Kuran: Yecüc ve Mecüc’ün silahlarından söz edilmez. Muhammed Peygamber geleceği bilmez:

De ki: “… Eğer gaybı [bilinmeyeni] bilseydim elbette daha çok hayır yapardım. Ama bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim.” Araf 6:189

 

Yeniay /Dolunay Duası

“Talha İbni Ubeydullah’dan rivayet edildiğine göre Peygamber hilali gördüğü zaman şöyle dua ederdi: ‘Allah’ım! Bu hilali bize güvenlik ve iman, esenlik ve İslam hilali kıl. (Ey hilal!) Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır’.” Tirmizi, Dua 50.

Babil Talmudu, Sanhedrin 42b: Rabi Aha ben Hanina dedi ki: “Her kim yeniay duasını zamanında okursa Şekina’nın [Tanrı’nın ışığı/yeri/ruhu/tahtı] varlığını kucaklamış olur.”

Kuran: Kuran’da böyle bir dua örneği yoktur.

 

Yemekten Önce ve Sonra Elleri Yıkamak

“Tevrat’ta yemekten sonra (elleri) yıkamanın yemeğin bereketinden olduğunu okudum ve Tevrat’ta okuduğum bu bilgiyi Resulullah’a aktardığımda ‘Yemeğin bereketi, yemekten önce de sonra da yıkamaktır’ buyurdular.” Tirmizi, Etime 38; Ebu Davut, Etime 11; Ahmet bin Hanbel, V, 441; Hakim, Müstedrek 3, 604.

Babil Talmudu, Hullin 105b, Eruvin 21b ve demirbaş Yahudi ilmihallerine göre yemekten önce ve sonra eller yıkanır. Tevrat’ın Çıkış 30:17-21 bölümü genelde konuyla ilişkilendirilse de burada elleri yemekten sonra yıkama buyruğu açık değildir. Hadiste Tevrat adıyla anılanın “sözlü Tevrat” olduğu bellidir. Hadisin Muhammed’e doğrudan doğruya Talmud’u onaylatması dikkat çekicidir.

Kuran: Kuran bu konuya değinmez. Kişiye iyi davranmasını buyurur. Kişi iyiyi ve kötüyü ayırt edebilecektir. Yahudilerin gereksiz ayrıntıya dalmaları eleştirilir ve bunun nedeni olarak inkara eğilimli olmaları gösterilir (2:68-71).

Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kuran indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafur’dur, Halim’dir. Sizden önceki bir toplum da onları sormuştu; sonra tutup hepsini inkar ettiler. Maide 5:101-102

 

Cennetteki Ödüller

Kutsi hadis: “Salih kullarım için hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın kalbinden geçmeyen nimetler hazırladım.” Buhari, Bedül Halk 8, Tefsir (32) 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2-5; Tirmizi, Tefsir 32, 56; Nesai, Sünenül Kübra VI, 317; İbn Mace, Züht 39; Darimi, Rikak 105; Ahmed bin Hanbel, II, 313, 438, 466, 495; Hemmam, sayfa 30; Humeydi, Müsned, II, 480; Beyhaki Şuabül İman, I, 346.

Yeni Ahit, I. Korintliler 2:7-10 Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı.

Kuran: Bahçe’deki ödüllerin niteliği hadistekine yakındır. Hadisteki bilgi Kuran’daki bilgiyle kesinlikle çelişmemektedir. Çelişmemekle birlikte hadis, Bahçe’yle ilgili olarak Kuran’daki bilgilere ek bir bilgi de sunmamaktadır. Ancak burada odaklanmamız gereken, hadisteki ifadeyle Yeni Ahit’teki ifadenin bire bir aynı olmasıdır. Hristiyan ve Yahudi kitaplarından doğrudan kopyalanan cümleleri Muhammed Peygamber’e yakıştırmak, Müslümanların yapacağı iş değildir.

 

 

 

Müslüman Olmayanların Fiziksel Anlamda Pis /Cünup Sayılmaları

“Resulullah, mecusi köpeğinin avladığı avın etini yemeyi yasakladı.” Tirmizi, Sayd 2 (1466).

“Ebu Salebe Huşeni şöyle rivayet etmiştir: Ben Peygamber’e gelerek: Ey Allah’ın Resulü! Biz kitap ehli bir kavmin arasında yaşıyor, onların kaplarından yemek yiyoruz. Bir de av yerinde bazen yayımla, bazen de eğitilmiş ve eğitilmemiş köpeğimle avlanıyorum. Bunlardan hangisi helal olur, haber ver dedim. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: ‘Kitap ehli bir kavmin diyarında bulunduğunuzu, onların kaplarından yemek yediğinizi söyledin. Eğer başka bir kap bulursanız, onların kaplarından yemeyin. Eğer onların kabından başka bulamazsanız, onların kabını yıkadıktan sonra kullanın. Av yerinde bulunman meselesine gelince, sen yayınla ele geçirdiğin avın üzerine besmele çekerek ye! Eğitilmiş köpeğinle de her ne avlarsan onu da Allah’ın ismini an, sonra ye!’” Buhari, Sayd 4, 10, 14; Müslim, Sayd 12-14 (1932); Ebu Davut, Sayd 2 (2850, 2855, 2856, 2857); Tirmizi, Sayd 1 (1464); Nesai, Sayd 4 (7, 181).

Eski Ahit, Sayılar 31:9-23 Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar. Midyanlıların yaşadığı bütün kentleri, obaları ateşe verdiler. İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar. Tutsaklarla yağmalanmış malları Şeria Irmağı’nın yanında, Eriha karşısında, Moav ovalarındaki ordugahta konaklayan Musa’yla Kahin Elazar’a ve İsrail topluluğuna getirdiler. … Bundan sonra Kahin Elazar, savaştan dönen askerlere, “Rabbin Musa’ya buyurduğu yasanın kuralı şudur” dedi. “Altını, gümüşü, tuncu, demiri, kalayı, kurşunu –ateşe dayanıklı her nesneyi– ateşten geçireceksiniz; ancak bundan sonra temiz sayılacak. Ayrıca temizlenme suyuyla da arındıracaksınız. Ateşe dayanıklı olmayan nesneleri sudan geçireceksiniz.”

Babil Talmudu, Aboda Zara 75b: Mişna: (Bir Yahudi) bir kafirden mutfak gereci satın aldıysa önce suya batırarak törensel olarak yıkamalıdır…

Kuran: Böyle bir bilgi, öneri veya kural yoktur. Kuran’da çoktanrıcılar için kullanılan kirlilik ifadeleri fiziksel değil, ruhsal veya bilişsel anlamdadır (karşılaştırınız; 9:25, 10:100, 22:30, 33:33, 74:5).

 

Filanca Duayı veya Ayeti Okuyanın Cennete Gireceği

Namazın ve namaz dışındaki okumaların yabancı bir dilde, anlamadan yapılması gerektiği düşüncesi Yahudilikte yerleşik bir inançtır. Talmud ve ilmihallerde bu inancı yansıtan ve İbranice’nin kutsal dil olarak anıldığı sayısız örnek vardır. Yine hadis kitaplarında belli söz veya ayetleri okumanın doğaüstü etkileri veya abartılı ödüllerinden söz eden çokça örnek vardır. Bu sözler anlamları, yani barındırdıkları mesaj nedeniyle değil, sihirli etkilerinden yararlanmak amacıyla okunacağı için, Hindu mantraları gibi doğal olarak çevrilmeden orijinal dilinde seslendirilmeleri gerekecektir. Talmud’da ve Yahudi ilmihallerinde tıpkı Hadis kitaplarında ve İslam ilmihallerinde karşılaştığımız gibi hangi durumda hangi duanın okunması gerektiği, reçete yazarmışçasına düzenlenmiştir.

“Kim abdest alır da ‘Allah’tan başka tanrı olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık ederim’ derse cennetin sekiz kapısı açılır, dilediği kapıdan girer.” Ebu Davut, Taharet 65 (169); Tirmizi, Taharet 41 (55); İbn Hacer el Askalani, Buluğ el Meram, 1/57.

“Cuma gecesi Duhan Suresi’ni okuyan bağışlanır.” Tirmizi 5/42 (3132).

Babil Talmudu, Berakot 15a: Mişna: Şema’yı [namazı] kendi duymadan okuyan kişi görevini yerine getirmiştir. Rabi Yose der ki: Görevini yerine getirmemiştir. Harfleri doğru seslendirmeden okuduysa, Rabi Rabi Yose görevini yerine getirdiğini, Rabi Yuda ise yerine getirmediğini söyler. Yanlış sırayla okursa görevini yerine getirmemiştir. Okur ve hata yaparsa hata yaptığı yere geri dönmelidir.

Babil Talmudu, Berakot 4b: Rabbi Eleazar ben Abina der ki: “Her kim 145. mezmuru günde üç kez okursa sonsuz dünyanın mirasçısı olur.”

Babil Talmudu, Şabat 119b: Reş Lakiş dedi ki; “Her kim bütün yüreğiyle amin derse cennetin kapıları ona açılır…”

Kuran: Ödül, Allah için yapan ve temiz bir yürekle ölenler içindir (9:105, 26:89, 84:6). Dua (çağrı) kuru söz söylemek değil dilemek ve dilekleri gerçekleştirmek için çalışmak anlamına gelir. 34:19 ve 38:16 ayetlerindeki “dua”ları inceleyiniz. Kuran’daki çağrı ve yakarmalar öncelikle istem ve eylemdir, sözün ötesine geçmeyen yalıtılmış mırıldanmalar değil. Kuran büyülü bir kitap, bir ezber nesnesi veya şiir değildir (36:69, 37:36, 52:30, 69:41, 85:21). Bir uyarı ve hatırlatmadır. Kuran salt okumak için değil, uygulamak içindir (5:43, 62:5).

Yahudilerin Kuran’da uzun uzun eleştirilmeleri boşuna değildir. Çünkü çoğu yanlarındaki kitabı kuru kuru okumaya dalmış ve gereğini boşlamıştır (2:44, 5:13). Mırıldanmaya dalmış ve iyi işler yapmayı unutmuştur (2:100,113, 61:6…).

 

Muhammed Peygamber’e Yakıştırılan Kadın Düşkünlüğü

Buhari, Gusül 21, 36 (268, 284); Ebu Davut, İlim 2 (3197).

Eski Ahit, I. Krallar 11:3 Süleyman’ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı.

Görünen o ki Süleyman’a putperestlik ve cinsel coşkunluk yakıştıran Tevrat yazıcısı hahamlar Muhammed Peygamber’in adının temiz kalmasına katlanamamışlar ve aynı çamuru ona da atmışlar. Kuran’a göreyse Muhammed geçici yaşamın basit zevkleriyle ilgilenmeyen, sürekli uğraşta olan saygın bir kişiliktir (66:1, 68:4, 73:20, 94:7…). Kuran ayrıca Süleyman’a atılan iftirayı da işaret eder:

Süleyman’ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarını uydurdular… Bakara 2:102

 

“Kıyamet günü de olsa elinizdeki fidanı dikin” Hadisi

“Elinizde bir fidan varsa ve biri sizi ‘Mesih geldi, koşun!’ diye çağırsa bile önce fidanı dikmeyi bitirin, ondan sonra Mesih’i karşılamaya gidin.” Yohanan ben Zakai (I. yy Yahudi hahamı)

“Yarın dünyanın sona ereceğini bilseydim bile elimdeki elma fidanını dikerdim.” Martin Luther King (20. yy Hristiyan rahibi)

 

Hadis Kitaplarındaki Muhammed Yahudilerden Ders Alır,
Onay Bekler, Onların Çömezi Durumundadır

“Resulullah Medine’ye gelince, Yahudileri Aşura günü oruç tutar gördü. Onlara: ‘Bu da ne?’ diye sordu. ‘Bu, salih bir gündür. Allah, o günde Beni İsrail’i düşmanlarından kurtardı. Hz. Musa o gün oruç tuttu.’ dediler. Resulullah: ‘Ben Musa’ya sizden daha layığım’ buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını emretti.” Buhari, Savm 69, Enbiya 22, Fedailul Ashab 52, Tefsir, Yunus 1, Ta-ha 1; Müslim, Siyam 127 (1130); Ebu Davut, Savm 64 (2444).

***

“Resulullah, ‘Kıyamet günü yer tandırda pişirilen bir ekmek/bazlama gibi olacak. Cebbar olan Allah, onu, sizden birisinin yolculukta ekmek/bazlamasını tandır gibi bir yerde koyup pişirirken evirip çevirdiği gibi cennet halkı için bir konuk yemeği olmak üzere eliyle evirip çevirir’ buyurdu. Ebu Said el Hudri der ki: Derken Yahudilerden birisi gelip: ‘Ey Ebul Kasım! Rahman olan Allah, sana bereket versin! Kıyamet gününde cennetliklerin ağırlanacağı şeyi sana haber vereyim mi?’ dedi. Resulullah, ‘Evet!’ buyurdu. Yahudi, Resulullah’ın buyurduğu gibi, ‘Yer bir ekmek/bazlama gibi olacak’ dedi. Bunun üzerine Resulullah bize baktı, sonra da güldü, öyle ki azı dişleri göründü…” Buhari, Rikak 44.

***

 “Resulullah (vahiy yoluyla) emredilmediği konularda Kitaplılara uygun davranmaktan hoşlanırdı.” Buhari, Menakıb 23, Libas 70; Müslim, Fedail 90.

***

 “İsrailoğulları’ndan aktarma yapmanızda (hadis söylemenizde) sakınca yoktur…” Buhari, Enbiya 128 (3461); Riyazüs Salihin, İlim 5.

 

 

***

 

 

Ek: Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Ünlü Kitabı Marifetname’nin
Cinsel İlişki Öğütlerinin Kaynağı

Babil Talmudu, Gittin 70a: Rabi Bar Huna dedi ki; yolculuktan dönen bir adam eşiyle ilişkiye girerse çocukları güçsüz olur.

Babil Talmudu, Gittin 70a: Rabiler öğrettiler ki; tuvaletten gelen bir adam ilişkiye girmeden önce yarım “mil” yürüyecek kadar [yaklaşık on dakika] beklemeli, çünkü tuvalet şeytanı/cini o süre boyunca onunla birliktedir. Eğer ilişkiye girerse, çocukları saralı olur.

Babil Talmudu, Gittin 70a: Üç şey bir adamın vücudunu güçsüz bırakır, ayakta yemek, ayakta içmek ve ayakta ilişkiye girmek.

Babil Talmudu, Nedarim 20a: Ters ilişkiye girenin çocuğu topal olur. “O yer”i öpenin çocuğu dilsiz olur. İlişki sırasında konuşanın çocuğu sağır olur. “O yer”e bakanın çocuğu kör olur.

 

Bunlar Yahudi kültürünün İslam kültürüne olumsuz etkisine birer örnektir. Müslüman kuşaklar kültür ile Kuran’ın dinini ayrı tutma bilincini yeniden kazanmalıdırlar. Yalnızca hadis kitaplarından değil, yazıya geçmiş ve geçmemiş bütün varsayımları ve değer yargılarını Kuran’ı ölçü alarak gözden geçirmek durumundayız.

 

 cogunluk-algisi

 

Reklamlar

Hadislerin Yahudi ve Hristiyan Kökeni” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s