Hakkımda

Otuz yaşıma kadar bulanık, kararsız ve doğrultusu sürekli değişen yaşama anlam verme çabam, sokaktaki adama yaşam hakkında söylenen yalanları katman katman keşfetmeye başlamamla birlikte Kuran üzerinden yeniden biçimlendi. Kuran öğrencisiyim. Bildikçe ne az bildiğimin bilincine varıyorum. Bildikçe daha çok bilmek ve bildirmek zorunda hissediyorum.

Selim Çalışkan
tembelselim [ ] gmail.com
st3792 [] mail.com

mobidik.com/kullanici/69114
scribd.com/st3792

hız öldürür

Kuran’ı elime aldığımdan günden beri Kuran’a çalışanların durumunda bakıyorum. Düşük bir entelektüellik düzeyi, orta halli bir kibir ve abartılı bir bireysellik görüyorum. İster okullu olsun ister alaylı, çoğu yalnız çalışmayı seçiyor ve tartışmadan da, birlikte çalışmak fikrinden de uzak duruyor. Anladığım kadarıyla ülkenin büyük kentlerinde Kuran’ın anlamak üzere toplanan, mukabele topluluklarına benzeyen küçük topluluklar var. Bunlar uzun vadede var olup, gelişip serpilip ve kurumsallaşıp çabalarını sistemli çalışmaya çevirmezlerse buralardan hiçbir ışık çıkmayacak. Musa’nın yoldaşları evlerini birer Tevrat ocağına çevirdiklerinde bilgiye ve kanıta saygılı olmasalardı, birlikte çalışmayı başaramasalardı, tartışmaktan ve yardımlaşmadan uzak dursalardı, uzun vadeli düşünmeyip başarısızlığın ilk işaretinde yılgınlığa kapılsalardı yok olup gideceklerdi. Çevrenizde gördüğünüz insanlar –artık Türkler mi dersiniz, Müslümanlar mı, modern insanlar mı, fark etmez– akıllarını başlarına alıp evlerini kıble edinip uzun vadeli çalışmaya ve bir Kuran kültürü inşa etmeye kararlı olmazlarsa, ahlaksızlığın derinleşen sularında boğulup gidecekler (lütfen sözlükten kültürün tanımına bkz). Gerçekçi olalım, bu iş Kuran’ı boş zaman uğraşı yaparak başarılamaz. Kötümser dedikleri, dersine iyi çalışmış gerçekçi kişilerdir. Nuh bir “kötümserdi”. Ancak gemiyi inşa etme bilincine ermiş olanlar kendilerini temize çıkarabilecekler. Bizim kuşağımızın içine doğduğu ortam, bireyselcilik denen intihar ideolojisini çoktan benimsemiş bir dünya. Balığın suyu göremediği gibi, ezici çoğunluğumuz bunu fark edemiyoruz. Bireysellikte kurtuluş yok, yıkım ve yok oluş var. Bunu anlamış olan birkaç kişi olmalı oralarda bir yerlerde. Onlara nasıl ulaşacağımı bilmiyorum. Ama umuyorum ki benim sayfalarımı gördüklerinde benim onlardan biri olduğumu anlayacaklar. Ve umuyorum ki üzerinde birlikte çalışmak üzere masaya koyacakları fikirleri olacak. Benim yapmayı tasarladığım, umduğum, düşlediğim işler şunlar:

Eleştirel düşünme ve okumayı öğreten bir internet sitesi yapmak. Bu sitenin çekirdeği elestireldusun.wordpress.com adresinde duruyor. İki siteye birden yetişmek zor oluyor. Ayrıca eleştirel düşünme sitesini sürekli uygulama örnekleriyle güncelliği izleyen ve içeriği durmadan artan bir site olarak düşündüm. Bundan dolayı tek kişilik bir iş değil, yardıma gereksinimim var. Bunu önemsiyorum, çünkü kolayca aldatılabilen kişilerin yeryüzünde iyilikler yaratmaları bana olanaksız görünüyor. Özellikle eleştirel basın okuması ve tartışmaların nasıl okunacağı konularında insanların büyük çoğunluğunun ne bir bilgisi var, ne de böyle bir bilginin varlığından haberi. Sağda solda bulabileceğiniz site ve seminerler çoğu kez olayın parasal yönüne odaklanıyorlar. Onun için analitik düşünme veya yaratıcı düşünme kollarına yoğunlaşıyorlar. En iyi yardımın parasız olduğunu insanlara göstermek gerek.

Belki bu projenin devamı olarak yalnızca False-Flag (sahte bayrak) olayına yoğunlaşan bir internet sitesi yapma fikri doğabilir. Bu site 11 Eylül’ün, Londra metro bombalamasının, Charlie Hebdo olayının, ABD’deki ünlü okul basma olaylarının çoğunun, El Kaide, IŞİD vb. sözde terör örgütünün, kimi savaş başlatıcı olayın ve ülkemizdeki kimi “terör” olayının çözümlemesini yapacak. Yığınları bir avuç egemenin iradesine teslim olmaya ikna eden bu olayları tekil olgular olarak değil, bir operasyon kategorisi, gözbağcılığın gelişmiş bir türü olarak tanımamız gerekiyor artık. Hiç kuşku yok ki, çevresinde olup bitenleri çözemeyen kişiler Kuran’ı da aynı bilişsel sakarlıkla anlamaya çalışıyor ve onda gördükleri kuramın uygulamasını çevrelerinde teşhis edemiyorlar; kitap adeta bir kurgu yapıtına dönüşüyor.

Bankacılık ve para sistemini ve bu sistemlerle ekoloji arasındaki ilişkiyi herkesin anlayabileceği biçimde anlatan bir video sunum ve/veya site yapmak. Bununla ilgili olarak Kuran Bağlısı Birikimini Nerede Saklar yazıma göz atabilirsiniz. Yapmak istediğim sunum aslında hazır; peakprosperity.com/crashcourse adresinde bekliyor. Yapmak istediğim bunu bütünüyle Türkçeleştirerek, kimi bölümünü uyarlayarak aynı profesyonellikte yeniden üretmek ve internette erişime açık bulundurmak. Bu sunumun anlattığı gerçeği anlamayan bir toplumdan gemiyi yapacak bir azınlık türemez. Çeviri yapabilirim, grafik hazırlayabilirim ama bu çok zaman alıcı bir iş ve benim yapamayacağım önemli bir bileşene gerek var: Çok sayıda kişiye ulaşmak.

Tanrı’nın gökteki adam olmadığını ve Kuran’ın Tanrısı olduğunu belletmek için yollar aramak. Bu, salt söylemekle, anlatmakla başarılacak bir şey değil. Bu önemli çünkü yanlış din algısı çorap söküğü gibi bu yanlış imgelemi izliyor. Bu anlaşılmayınca sekülerlik-teokrasi ikilemini çözmek olanaksız hale geliyor, us ile Kuran birbirinin alternatifi sanılıyor, bireyselliğin aşılması gerektiği anlaşılamıyor. Benim bu durumun ayırdına varmam yıllar sürdü. Yani üzerinde çokça tartışmaya ve düşünmeye gereksinimimiz var. Bu konuda yavaş yavaş ilerlettiğim bir kitap taslağım var.

Kuran’ın somut mesajını insanlara aşılamak, iyiye çağırıp kötüden caydırmak için geleneksel soyut geviş getirme yöntemlerinin ötesinde, gerçekçi ve etkili yollar aramak. Çizgi roman, film, kurgu öyküler aklıma geliyor. Benim örneğin çizgi yeteneğim var ama bunlar takım çalışması gerektiren şeyler.

Sokak çalışması diyebileceğim birkaç tasarıyı biçimlendirmek ve uygulayacak birilerini bulmak. Ben sözlü iletişimimin zayıf olması nedeniyle alan çalışmalarında ancak perde gerisindeki takımın bir parçası olabilirim.

Geleneksel Müslümanlığa öbür dinlerden geçmiş olan inanış ve uygulamaları bir bir saptayıp her biri için ayrıntılı kaynak taraması yapıp durumu belgeleyen kitapçıklar yazmak. Bunların başında Yahudilik dininden geçenler geliyor. Bu iş için yabancı dil bilen, belki dış ülkelerdeki kütüphanelere erişebilecek kişilerle birlikte çalışmamız gerekecek. Ortaya konmasını istediğim ürünlerin her biri yaklaşık olarak Hadislerin Yahudi ve Hristiyan Kökeni yazıma benzeyecek; hap gibi, kısa ama yeterli.

Müslümanlığı etkilemesinin ötesinde, Yahudilik dinini insanlara tekil, bağımsız olarak anlatacak bir yazılı ürün serisi üretmek. Bunun gerekçesi, bu benzersiz dünya görüşünün hem geleneksel dinleri hem de içinde yaşadığımız modern düşünce akımlarını ciddi orada etkilemiş, hala daha etkiliyor ama bunu kendini göstermeden yapıyor olması. Yahudi dininden habersiz kalabalıklar propagandaya kapılmaya daha eğilimli, dinsel olanla olmayanı ayırmakta daha beceriksizler. Eğer sözünü ettiğim kalabalık örneğin Kuran’ı anlamaya çalışan bir topluluk ise bu bilgisizliğin faturası çok ağır olabilir.

Modern uygarlığın “değer” dediği ideolojilerin Kuran’la yani tek gerçek dinle uyuşmadığı, üstelik ona alternatif gibi göründüğünü ortaya kanıtlarıyla koymak. Eşitlikçilik, insan hakları, bilimci dogma (İng. scientism), antimilitarizm, doğalcılık (İng. naturalism), hümanizm, pozitivizm, liberalizm, ilerlemecilik, kişisel gelişimcilik, teknolojik çözümcülük (İng. technological solutionism), bireycilik, çokkültürcülük, feminizm, fütürizm, devrimcilik… Saydığım örneklerin her biri ayrı bir çalışma gerektirebileceği için bunun tek kişilik iş olmadığını düşünüyorum.

Yukarıda saydığım modern ideolojilerden biri olan feminizmle ilgili bir internet sitesi hazırlamak. Feminizm bunların geri kalanından çok daha önemli olduğu için değil, bu konuda Türkiye’de şimdiye dek hiçbir adım atılmadığı için. Türkiye’de feminizmi anlayan, dolayısıyla feminizm karşıtı olan bir düşünce akımı, sivil toplum örgütü, süreli yayın vb. hiçbir şey yok. Feministler yıllardır boş kaleye gol atıyorlar ve buna bir son vermeli. Çünkü feminizm hiçbir zaman bir kadın hakları hareketi olmadı, başından beri aileyi yıkmayı amaçladı. Her neyse, bana yardım edecek kişinin zaten bunları biliyor olması gerek.

Şimdilik ikincil önem sırasında görsem de, bunlara belki nitelikli içerik açısından (biçim değil) profesyonel görünecek video-belgeseller hazırlama tasarısını ekleyebilirim. Yukarıda saydığım maddelerin her biri için yapılacak çalışmaya paralel olarak birer kısa belgesel hazırlanabilir. Video izleyerek bir şey öğrenmeye çalışanların açıkçası hiçbir yere varabileceklerini düşünmüyorum. Ancak bunun sağlayacağı yarar, ilgiyi asıl kaynağımız olacak olan yazılı kaynaklara çekmesi olacak. Tıpkı belgeseli yapılan araştırma kitaplarının, sinema filmi yapılan romanların satışlarının artması gibi bir etki yaratacak.

Son olarak şimdilik erişmem olanaksız olan bir düşten söz edeyim. Ekonomik anlamda kendine yeten 50-250 kişilik bir toplumun bir parçası olmayı düşlüyorum. İçinde bulunduğumuz koşullarda bu topluluğun girdiği biçim olasılıkla bir ekolojik köy olacak. Dedim ya, birilerinin şu anda gemiyi yapıyor olması gerekiyor. Bu gemi tinsel ise mürettebatı evlerini kıble yapıp Kuran çalışanlar olacak. Bu gemi fiziksel ise mürettebatı kendini uygarlığın çöken sistemlerinden olabildiğince yalıtan kır yerleşimleri olacak.

Bunları ister öneri olarak anlayın, ister teklif, ister talep. Yardım etmek veya edilmek için ben buradayım. Gemiyi yapan kendini yetiştirmiş, sağduyulu bir azınlığı oluşturmakta etkili olacağını düşündüğüm, yukarıdaki listede olan veya olmayan işlerden herhangi biri için her şeyi bir yana bırakabilirim. Hiçbir şey yapmamak gibi bir seçeneğiniz yok. Etkisiz elemanlar ateşe dayanıklı olsunlar.

Reklamlar

Hakkımda” üzerine 9 yorum

  1. Allah’ın selamı üzerinize olsun;Yazınızı çok beğendim.Kitabım için alıntı yapabilir miyim?.Yada kitabınız satılıyormu?

  2. Yazılarınızı takip ediyorum. Ve izninizle çıktısını alıp kitap üzerinden inceliyorum. Fikirleriniz için çok teşekkürler. Umarım doğru yolda olanlardan oluruz.

    • İncelediğim çeviriler içinde tavsiye edebileceğim bir kaçı:

      Ali Rıza Safa: Konuya yabancı olanların dinsel terim sandığı Arapça sözcüklerin Türkçe karşılıklarını yazıp terim olmaktan çıkardığı için, bir de hataları en aza indirdiği için en iyi çevirilerden biri. Hatalarını not alıp ayıklamakla özel olarak uğraştım çünkü iyileştirilirse açık ara elimizdeki en iyi çeviri olur. Dipnotları dikkate almayın. Bu meali kimse bilmiyor, kimse tavsiye etmiyor çünkü bu işler politik…

      Edip Yüksel: ARS gibi o da yalın Türkçe kullanmaya çalışıyor. DİB’in ve mezhepçilerin yaptığı hataların pek çoğunu düzeltiyor. İlk başladığımda kuranmeali.org, kuranmeali.com gibi sitelerdeki meal listelerinin arasında en sağlam çeviri olarak sürekli gözüme çarpıyordu. Yüksel’i merak edip tanımam da o vesileyle oldu. En iyilerden biri. 19’la ilgili dipnotları ve kimi baskısında iki ayetin eksik olmasını dikkate almayın.

      Y.N. Öztürk: Türkiye’nin en çok satan çevirisi olması içimi rahatlatıyor çünkü gerçekten en iyilerden biri. Birden çok anlama gelen ifadelerin olası anlamlarının hepsini taksim işaretiyle vermesi olumlu. Büyük bir kusuru, aynı Arapça ifadeleri farklı yerlerde farklı çevirmesi. Nadiren de olsa metinle hiç ilgisi yok gibi görünen hayal ürünü ifadeleri ayete ekliyor.

      Muhammed Hamidullah: Aslında bu Hamidullah değil, onun Fransızcaya yaptığı çevirinin Türkçeye çevirisi. İki aşama atlamasına rağmen benim gördüğüm görece sağlam çevirilerden biri. Yorum dipnotlarını dikkate almayın. Dilbilgisiyle ilgili, metnin orijinaliyle ilgili bilgi veren dipnotları çok iyidir, hatta bence bütün çevirilerde böyle dipnotlar olmalı.

      Hüseyin Atay: Görseller sayfasında göreceğiniz gibi sevdiğim kişilere içim rahat olarak tavsiye ve hediye ediyorum. Kapağını kaldırıp “Övgü, evrenin eğiteni, acıyan, acıyıcı olan, sorgulama gününün yargıcı Allah’adır” satırını görüp satın almaya ve okumaya karar vermem iki saniye sürdü. En büyük kusuru, aynı sözcük ve kalıpları farklı yerlerde farklı çevirmesi. Yani okuyan mesajın özünü güzelce anlıyor ama farklı bölümler arasında bağlantı kurma konusunda eksik kalıyor. İddiaya göre bu adama yayıncılar sansür uyguluyorlar ve kitaplarını basmıyorlarmış. Bu yüzden çocukları kendi yayınevlerini kurmak zorunda kalmışlar. Eğer doğruysa sırf desteklemek için satın alınmalı.

      Muhammed Esed: İngilizceden Türkçeye yapılmış çevirinin çevirisi. Kusurları şu anda aklıma gelmiyor, yine en iyilerden biri sayılır. Dipnotları bana çok şey öğretti.

      İhsan Eliaçık: Çok zararlı işler yapan bir adam ama çevirisinin farklı bakış açıları kazandırma veya merak uyandırma gibi bir yararı olabilir. Çok fazla Arapça sözcük kullanması büyük kusur. Kimi yerde orijinal metinde olmayan ifadeleri eklemesi kötü. Bulabilirseniz tefsirsiz baskısını alın.

      Elmalılı: Görebildiğim kadarıyla hatası az ama bir kere metin Türkçe değil, okuyan hiç bir şey anlamayacaksa anlamı yok. Çevirmezseniz hata da yapmazsınız, öyle değil mi? Elimizde Osmanlıca sözlükle meal okuyacak halimiz yok. Zaten bu yolla bir şey anlaşılmaz. Zamanı için iyi bir çeviri olabilir. Görevini yapmıştır, artık emekliye ayırmalıdır. Bugün için ilk yirmiye bile girmez.

      Parantezli çeviriler: Çoğu yanıltıcı ve onarması güç hasarlara yol açıyor.

      Çeviri dipnotları: Hüseyin Atay’ın, Mustafa İslamoğlu’nun, Erhan Aktaş’ın, Muhammed Esed’in çevirilerini dipnotlarından yararlanmak üzere arşive eklemekte yarar var. Quranix.org, kuranmeali.com gibi sitelerde bazı dipnotlar var. Bütün dipnotların öznel yorumlar olduğunu ve yorumla çevirinin teknik olarak aynı şey olmadığını aklımızdan çıkarmayalım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s