Eflatun ve Mağara Benzetmesi

Yazan: Berk Yüksel
Yazı blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=35958 adresinden alınmıştır. Bu blogda kovalayacağım ve okurları çağıracağım şey tam olarak bu yazıda anlatılandır. Onun için yazıyı olduğu gibi buraya taşıyorum.

magara

“İnsanoğlu toplum içerisinde; bir mağarada kollarından birbirine zincirlerle bağlanmış ve sırtı mağara kapısına dönük oturan esirler gibidir… Düşünürler, sorgulayan ve birey olabilenler dışında elbette… Eflatun’un “Mağara Benzetmesi” şöyledir:

Bazı insanlar karanlık bir mağarada, doğdukları günden beri mağaranın kapısına arkaları dönük olarak oturmaya mahkumdurlar. Başlarını da arkaya çeviremeyen bu insanlar, mağaranın kapısından içeri giren ışığın aydınlattığı karşı duvarda, kapının önünden geçen başka insanların ve taşıdıkları şeylerin gölgelerini izlemektedirler. İçlerinden biri kurtulur ve dışarı çıkıp gölgelerin asıl kaynağını görür ve tekrar içeri girip gördüklerini anlatmaya başlar ama içerdekileri, duvarda gördüklerinin zahiri olduğuna ve gerçeğin mağaranın dışında cereyan etmekte olduğuna inandırması imkansızdır.

Eflatun’a göre, insanın yaşam içinde bulunduğu ortamı, bu mağara benzetmesi çok güzel anlatmaktadır. Eflatun iki evren ayırımı yapmaktadır. Bir yanda başlangıçsız, sonsuz ve mükemmel olan bir düşünceler evreni, öte yanda, ölümlü, mükemmel olmayan, nesneler evreni. İnsan bedeni ile gölgeler evreninde bulunmasına rağmen, ruhu bir zamanlar düşünceler evreninde bulunmuş olduğu için, düşünceler evrenindeki gerçekler hakkında, kesin olmayan fikirlere sahip olmaktadır. Eflatun’un bu mağara benzetmesinde: Mağaraya zincirlenmiş insan; toplumun parçası olan ancak bireyselleşmemiş, farkındalığı gelişmemiş kişiyi temsil eder. Mağara; toplumu simgeler. Zincir; toplum içerisinde bireyi sınırlayan kalıplar, dogmalar, kurallardır. Bunlar zihnin özgürleştirilmesinde engellerdir. Gölgeler ise toplum tarafından belirlenen ve benimsenen sorgulanmamış doğrulardır. Bağnazlık ve dogma zihinlerden uzaklaştırılmalıdır. Sadece arkalarındaki ışık kaynağının; bir nevi hakikatin ışığının yayıldığı ışıkla karşılarındaki duvarda oluşan kendi gölgelerini görmekte, bununla yetinmekte ve bu gölgelere bakarak eğlenmekte ve hayatlarını böyle geçirmekte olan insanlık için, bir nevi sürü psikolojisinde olduğu belirtilmektedir. Zincirlerini kıranlar, kendi yolunu bulanlar, düşünenler bu gölgelerle yetinmezler. Filozof, kendini bu zincirlerden kurtararak her ne kadar zor ve acı verici olsa da yüzünü cesaretle gerçeğin ışığına dönerek hayatın gerçek anlamını ve doğruyu görebilen kimsedir. Işık kamaşan gözlere yavaş yavaş verilir! Bu kimselerin mağaraya döndükten sonra gördüklerini diğer insanlara anlatması ve onları inandırması daha da zor olacaktır, çünkü esaret, bağlılık, dogma ve karanlık rahattır, oysa gerçekleri görmek ve ışığa bakmak cesaret ister. Yorucu, dikenlerle kaplı ve uzun bir yoldur. Mağaradakilerden biri zincirlerinden kurtulma kararlılığını gösterirse, bu yarı karanlıkta kaybettikleri zaman boyunca tutulmuş olacaklardır, hareket etmek isteyecekler ancak bedenleri acı hissedecektir, ateş gözlerini kamaştıracaktır. Kafası karışabilecek ve yine gölgelerin bulunduğu duvara, yani idrak ettiği tek gerçekliğe dönecektir. Mağaradan aydınlık gün ışığına çıkarsa, sersemleyecek ve kör olacaktır; bir şeyler görebilmesi ya da anlayabilmesi uzun zaman alacaktır. Ama sonra, yukarıdaki dünyada yaşamaya bir kere alıştığında, mağaraya dönecek olursa, bu kez karanlık yüzünden geçici olarak kör olacaktır. Yaşadıklarıyla ilgili diğer mahkumlara anlattığı her şey, gölgeler ve yankılar dışında başka bir gerçeklik deneyimlememiş kitleler tarafından algılanamaz. Modern toplum anlayışını da sorgulayan güzel bir benzetmedir.

Eflatun’a göre bilgi, ruh için sadece bir “hatırlama”dır. Bu “doğuştan bilgi” veya “ruhun hatırlayışı” konusu Eflatun’a göre yaşam öncesi bir hayatın varlığı, dolayısıyla ruhun ölmezliği konusunda önemli bir kanıttır. Gerçeği ve bilgiyi aramayan iki varlık vardır: Birincisi Tanrı’dır. İkincisi bilgisiz insan kitleleridir. Biri hakikatin tam içerisindedir, diğeri ise tam dışarısındadır. Bu alegorinin yazımının üzerinden iki bin yıldan fazla zaman geçmiştir. Ne değişmiştir! Kolay olan, çaba gerektirmeyen daha makbul gelmekte. Halen güneşin ve ışığının sembolize ettiği iyi, doğru, güzel ve hakikat kavramlarına sırt çevirmekteyiz. Mağara benzetmesinden yaşadığımız günler çerçevesinde toplum olarak da çıkarmamız gereken dersler var… Artık ışığa, aydınlanmaya karanlık ile gidilmeyeceği anlamalıyız… Artık çağdaş değerlere, çağdaş uygarlık hedefine, bağnazlık ve dogma ile ulaşılamayacağını bilmeliyiz… Hep beraber mağaradan emin adımlarla çıkıp, hakikatin ışığına bakabilmeliyiz… Sonra; ilk olarak bu ışığı yansıtarak daha sonra da bizzat ışık olarak çevremizi aydınlatmalıyız… Önce kendimizden başlarız, sonra çevremiz ve sonra da topluma yansır bu değişim. Dendiği gibi bir şey değişir, her şey değişir! Hepimiz Mikelanj’ın Davut heykelini yontması gibi kendi Davut’umuzu kendimiz neşeyle yontacağız… Dilerim öyle olur!”

Bu blog benim için bir internet günlüğü anlamına gelmiyor. Burayı bilişsel uğraşlarımın ve anlamsal arayışlarımın geçici ve kalıcı sonuçlarını paylaştığım uzun süreli bir birikim ortamı olmasını tasarlıyorum. Bir başlangıç yazısı yazamamış olmamın nedeni, ne aradığımı, ne bildiğimi, ne bilmek istediğimi anlatmaya nereden başlayacağımı bilmememdir. Bana zaman verin, yazdıklarımın birbirini bütünlediğini göreceksiniz. Sunuş yerine, Kuran’ın temsil ettiği tanrısal bilginin ve sezginin üzerine geleneksel söylemin örtüğü yosun ve irin bağlamış kabuğu ucundan çenttiğim bir yazıyla başladım. Kabuk öylesine kalın ve fakat arkasındaki ışığı gizlemekte öylesine başarısız ki, güneşli bir pencerenin önüne gerilen siyah bir perde gibi, iğne deliklerinden sızan ışığı görüyorsanız perdeyi indirince neyle karşılaşacağınızı biliyor gibisiniz. Perdeden neyi eksiltseniz yanınıza kar kalıyor.

Şimdi yeniden deneyeyim: Ben mağarada olduğumu fark ettim ve dışarı tırmanıyorum. Gelen gelsin. Birlikte daha hızlı tırmanırız.

Reklamlar

Eflatun ve Mağara Benzetmesi” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s